Hamilelik Günlüğü – 35. Hafta

35. haftaya keyifli bir yılbaşı alışverişiyle başladım. Öğle arasında Tahtakale ve Mısır Çarşısı ziyareti yaparak, renkli yılbaşı şekerleri, yılbaşı hediyeleri için kraft kağıtlar, kırmızı beyaz ipler, Kurukahveci Mehmet Efendi’den türk kahvesi ve salep, bir de Arslan Baharat’tan 37. haftadan sonra içmek için Ahududu yaprağı çayı aldım ve elim kolum torbalarla dolu bir şekilde ofise döndüm. Kurukahveci Mehmet Efendi’nin salepini ilk defa denedim ve tek kelimeyle ba-yıl-dım!! Marketlerde satılan hazır salepleri hiç sevmiyorum, çok ağır ve şekerli geliyorlar ama bir yandan da çocukluğumda içtiğim saleplerin tadını çok özlüyordum. Onların verdiği tarife göre pişirmesi, hazır salebe göre evet biraz daha zahmetli, ama kesinlikle değiyor. O günden beri sürekli salep yapıp içiyoruz. Ahududu yaprağı çayını da Facebook’taki SSVD grubundan öğrendim. Rahim kaslarını güçlendirdiği için hamileler için çok faydalıymış ve doğumu kolaylaştırdığına inanılıyormuş. Ben de 36 veya 37. haftalardan itibaren günde 1-2 kez tüketmeyi planlıyorum, bakalım işe yaracak mı…

Kocaman bir ananas kadar olmuş olan Can’ın bu haftaki img_9555-copydoktor kontrolünde 2300 gram ve 45 cm olduğunu öğrendik. Ben hamileliğimin başından beri yalnızca 2 kilo almışım, rekora koşuyorum. Serkan yine içine sinmeyerek bebek için bunun bir tehlike oluşturup oluşturmadığını sordu. Doktorumuz ise fazla kilonun anneye de bebeğe de bir yararı olmadığını, bu şekilde benim de daha dinç olduğumu ve ikimizin de çok sağlıklı olduğunu söyledi. Serkan da böylece rahatlamış oldu. Onun dışında da her şey normalmiş, artık daha sık görüşmeye başlayacağımızı söyledi. Ancak biz 2 hafta sonraya uygun bir randevu bulamadığımız için ancak 3 hafta sonrasına randevu alabildik. İzne ayrıldığım günün ertesi günü doktora kontrole gideceğiz. Bakalım Can o zaman kaç kilo olmuş olacak.

Bu hafta bir de Chakra’ya gidip yüklü Little Chakra alışverişimizi tamamladık. Böylece karyola setimiz geldiğinde odayı kurmak için her şeyimiz hazır oldu. Hafta sonu oturup bütün bebek eşyalarını ve kendime aldığım lohusa geceliklerini yıkadım. Hepsinin ütüsü bitince de hem oturup dolapları yerleştirdim hem de hastane çantasını hazırladım. Hastane çantasının içerisinde neler koyduğumu da ayrı bir yazıda paylaşacağım. Deniz’in hastane çantasını hazırlarken nelere gerçekten ihtiyacım olacağını bilmediğim için hiç keyif alamamıştım. Bu seferse çantayı hazırlarken çok keyif aldım. Zaten genel olarak bu hamileliğim daha keyifli geçiyor. O ilk hamilelikteki bilinmezliğe giden yol çok korku vericiydi. Etraftan gelen çok fazla ses vardı. Belki şimdi de var o sesler, ama ben kulağımı kapattım, hiçbirini duymuyorum. Keyif aldığım, istediğim şeyleri yapıyorum ve hazırlık aşamalarının her birinden çok keyif alıyorum. Umarım tüm süreç bu şekilde tamamlanır 🙂