Hamilelik Günlüğü – 32. Hafta

Aynı ilk hamileliğimde olduğu gibi bu hamileliğimde de 32. hafta artık yorulmaya başladığım hafta olarak tarihe geçti. İlkinde de doktora gidip 37. haftaya kadar çalışabilir raporu aldıktan sonra, “ama Sağlık Bakanlığının bir bildiği varmış, img_9057insan 32’den sonra daha çok yoruluyormuş” dediğimi çok net hatırlıyorum. Bu hafta hep hep çok yorgun ve uykusuzdum. Geceleri bir değil birkaç kez uyanmaya başladım. O yüzden de gündüzleri ofiste ruh gibi gezdim.

Bu hafta artık daha fazla beklememek için bebek alışverişine de başladık. Cumartesi akşamı Deniz uyuduktan sonra Serkan’la bilgisayarın başına oturduk ve internet sitelerinde mağazalardan çok daha ucuza bulunabilen birçok şeyin siparişini verdik. Markafoni’den bebek bezi siparişi verdik. Yine Deniz’de kullandığımız gibi Prima Premium Care kullanacağız. Denediğimiz diğer bezlerin hepsi pişik yaptı, ancak Prima Premium’la istisnai durumlar (örneğin dış çıkarma dönemlerinde yaşadığımız pişikler) dışında hiç problem yaşamadık. Can’a sipariş verirken, Deniz için de yeni çıkan Prima Pants külot çocuk bezlerinden bir paket istedik. Aslında tuvalet eğitimini çoktan tamamladık ama yine de geceleri bizim yanımıza geldiği için ben o uyuduktan sonra fark ettirmeden bir bez takıyorum çünkü bizim yatak batsın istemiyorum 🙂

Bebeğin çamaşırlarını ve gerekirse biberonlarını yıkamak için Yeşil Anne‘den çamaşır ve bulaşık deterjanı istedik. Summer Infant’ın hazır kundaklarını hepsiburada.com’da bulunca hiç kaçırmadan hemen 0-3 ay beden 3lü bir paket istedim. Deniz’i hiç kundak yapmamıştım, yaz bebeği olduğu için terler gibi geliyordu ve açıkçası çok da güvenmiyordum. Ama ilk hamileliğimden öğrendiğim tek bir şey varsa o da “ne varsa eskilerde var” lafının doğruluğu. Yüzyıllardır bebekler kundaklandığına göre kesin bir artısı vardır. O yüzden bu sefer ben de kundaklamayı deneyeceğim. Bunlardan başka bir de Weewell’in oda termometresinden sipariş verdim. Şimdiye kadar Deniz’in odasında eski usul bir derece kullanmıştık ama bu termometreyi çok beğenince hemen aldım. Bu termometre yalnızca oda sıcaklığını değil aynı zamanda nemini de ölçüyormuş. Ayrıca LED aydınlatma da olduğu için gece de rahatlıkla üzerindeki değerleri okuyabiliyormuşuz. Bakalım memnun kalacak mıyız?

İnternet üzerinden yapacağımız alışverişleri tamamladıktan sonra başladık yatak konusu üzerinde düşünmeye. İlk başta Chicco Next 2 Me alıp, 6 ay sonra bu işi düşünmeye karar vermiştim. Ancak geçen haftaki Eminönü turunda istediğim rengi bulamamam isabet olmuş. En sonunda Deniz’e yaptığımız gibi yine Mothercare’den 4-5 yaşına kadar kullanabileceği, ingilizcede cot bed diye geçen yataklardan almaya karar verdik. Pazar sabahı kahvaltıdan sonra kalkıp Forum Istanbul’a gittik. Ancak ne yazık ki mobilya seçenekleri çok kısıtlıydı. Deniz’in yatağının aynısının beyazının stoklarda olmadığını öğrendik. Sadece iki modelde beyaz renk stoklarda kalmış, o yüzden şimdi o iki yataktan birini seçmek durumundayız sanırım. Montaj ekibinin de bizi sıraya alıp gelmesi bir ayı bulabiliyormuş, o yüzden artık hızlıca karar vermemiz gerekiyor.

Oraya kadar gitmişken, Gebe mağazasından hamile sütyeni, E-Bebek’ten de Lansinoh krem aldım. Deniz de kardeşine içi su dolu fil şeklinde bir diş kaşıyıcı aldı. Sonra H&M’e girip Deniz’in de eksiklerini aldıktan sonra kendimizi yorgun bir şekilde eve attık ve ailecek öğle uykusuna yattık.

Şimdi yatağı seçip aldıktan sonra, Chakra’ya gidip Little Chakra alışverişimizi yapmamız gerekecek. Sling ve lohusa geceliği gibi birkaç parça eksiğim daha var. Onun dışındaki her şeyi Deniz’den kalanlarla halledebileceğiz sanırım. Bir yandan da ay sonunda bebeğin bütün eşyalarını yıkama ütüleme ve hastane çantasını yapma faslı var. Bence aslında bu sürecin en eğlenceli yanı da bu hastane çantası yapma faslı. Valiz hep tatile çıkarken yaptığımız bir şey olduğu için, beynimde hep keyifli bir yerlere gitmekle eşdeğer olmuş. O yüzden aslında şimdiden başlamamak için kendimi çok zor tutuyorum 🙂

Lazımlık Seçimi ve Tuvalet Eğitimi 101

Bir süredir gittiğim tüm çocuk mağazalarında ve gezdiğim internet sitelerinde hep lazımlık bakıyordum. Deniz 18 aylık ve ben şahsen tuvalet eğitimi için erken olduğunu düşünüyorum. Öğrenenanne’nin blogunda da bu konuyla ilgili çok güzel bir yazı okumuştum. Deniz de daha henüz ne cümle kurabiliyor, ne kendi kendine giyinebiliyor ne de tuvaletini söyleyebiliyor. Ama yine de bir lazımlık alıp banyoya koymak istiyordum ki en azından varlığına/görüntüsüne alışsın. Bir yandan da artık kaka yaparken koltuk arkalarına geçmeye, çamaşır sepetine girip çömelmeye başlamıştı; o yüzden belki de Deniz için doğru zaman şimdidir diye ara ara düşünüyordum. Ayrıca artık tuvalete kim girse onunla girip, tuvaletini yapana tuvalet kağıdı uzatmaya bayılır olmuştu. Sifonu çekince klozeti gösterip “çişş, çişşş” demeye de başlamıştı.

Türkiye’de hiç zevkime uygun, beğendiğim bir lazımlık bulamadım. Bulamadıkça moralim bozuldu, moralim bozuldukça hevesim kaçtı. Hep aşağı yukarı birbirinin aynısı olan tek tip lazımlıklar veya aşırı şatafatlı kral tahtından bozma lazımlıklarla karşılaşıyordum. En sonunda internetten bakıp yurt dışından getirtmeye karar verdim. Amazon‘dan bakıp bütün modelleri inceledikten sonra en sonunda seçenekleri iki modele kadar indirdim:

1.Summer Infant 3’ü 1 arada Baykuşlu ve Kitaplı Lazımlık

Bunu içinde kitap da olduğu için ben daha çok beğendim. Ayrıca cinsiyete dair herhangi bir ayrım (pembe/mavi) olmadığı için de ilgimi çekti. Bu lazımlığı önce lazımlık olarak, ilerleyen zamanlarda da tuvalet adaptörü ve el yıkama basamağı olarak kullanmak mümkün. O yüzden de 3’ü 1 Arada olarak geçiyor.

2.Summer Infant Adım Adım Lazımlık

Bu da yine aynı markanın ve aynı şekilde hem lazımlık, hem tuvalet adaptörü ve hem de basamak olarak kullanabilen bir modeli. Deniz bize sürekli tuvalet kağıdı uzattığı için, kendi lazımlığının da tuvalet kağıtlığının olması ilgisini çeker diye düşünerek bir de seçenek olması için bu lazımlığı da listeye ekledim.

Sonra iki farklı sayfada iki lazımlığı yanyana açıp, Deniz’i yanıma çağırdım. Ona artık çişi ve kakasını yapması için bir lazımlık almamız gerektiğini anlatıp iki lazımlığı da gösterdim ve hangisini istediğini sordum. LazımlıkO tabii ki pembe, süslü ve tuvalet kağıtlı olanı seçti. Ben de hemen siparişi verdim. Amerika’dan gelmesi uzun sürecek diye düşünürken meğer satıcı Almanya’daymış ve 12 gün sonra, dün, lazımlık kapımdaydı.

Bu arada son 5 gündür inanılmaz kötü bir pişikle mücadele ediyoruz. Deniz son köpek dişini çıkartmaya çalışıyor ve her dişinde olduğu gibi yine poposu pişti. Artık 16. dişte olduğumuz için kendimizi deneyimli sayıyoruz. Evde pişik için birden çok krem var: birinci seviye pişikler için durdurma kremi, ikinci seviye pişikler için müdahele kremi, üçüncü seviye pişikler için acil müdahele kremi,… Bunların hiçbiri ilk defa işe yaramadı ve çok mutsuzum. İki gündür çişini yaptıkça canının yandığını da fark ettiği için çişini tutmaya çalışıyor ve çişi geldiği zaman ağlayarak göbeğini gösteriyor. Dün lazımlığı eve götürünce hemen bir tuvalet kağıdı takıp, ne olduğunu anlatmış ve oturtmuştum. Ben de yanındaki klozete oturunca çok hoşuna gidip gülmüştü. Yemekten sonra babasıyla oyun oynarken birden ayağa kalkıp göbeğini gösterince hemen tutup lazımlığa götürdüm. Aslında amacım bundan sonra çiş ve kakayı buraya yapacaksın demek değildi. Belki çişini lazımlığa yapınca, çişi pişik olan yerlere değmez ve canı yanmaz diye düşünmüştüm. Meğer o sırada kakası gelmiş. Oturduktan sonra Serkan’a da klozete oturması için işaret etti. O da oturunca bize arkanıza bakın dedi. Biz de herhalde utanıyor diye arkamızı dönüp bekledik. Tekrar Deniz’e döndüğümüzde tam ayağa kalkıyordu. Bir baktık kaka yapmış ! Kendi kendimize o kadar sevindik ki Deniz de çok mutlu oldu. Alkışladık, çak! yaptık. Kahkahalarla içeri gittik. Yarım saat sonra tekrar mızmızlanarak göbeğini gösterince yine hemen kucağıma alıp lazımlığa koşturdum. Yine Serkan’ın da yanına, klozete oturmasını istedi. Bu sefer de baktık şırıl şırıl çiş sesi geliyor. Bizde yine bir tezahürat ve mutluluk ! Bu şekilde daha lazımlığın ilk akşamında bir çiş ve bir de kaka yapabilmiş olduk.

Bu sabah da uyanınca ilk çişini yine lazımlığına yapmış. Anneannesi sabah kahvesine gittiğinde “sen çişini nereye yapıyorsun?” diye sormuş, elinden tutup lazımlığa götürmüş. Canını çok yakan pişik sayesinde sürekli lazımlığa yapar mı bilmiyorum ama sanki bu zorlu maratona güzel başladık. Etrafta duyduğum “yanlış zamanda eğitime başlamışız; bizimki tuvaletin önünden geçerken ağlıyor” gibi korkulu birçok hikaye olduğu için ben yine de acele etmek istemiyorum.  O yüzden isterse bezine de yapmaya devam edebilir. Benim için şimdilik bir sakınca yok.