Adım Adım: Aylık Bebek ve Çocuk Gelişim Setleri

Adım Adım Aylık Bebek ve Çocuk Gelişim Setleri’ni daha önce Instagram’dan görmüş ancak açıkçası ön yargılı bir şekilde para tuzağı olduğunu düşünerek çok incelememiştim. Sonrasında Deniz’le birlikte gittiğimiz bir arkadaş gezmesinde evdeki 13 aylık bebeğin adım adım kutularını görünce tek kelimeyle hayran oldum. Onlar setlerin başladığı 9 aylıktan itibaren üye olmuşlar. O yüzden evlerinde 4 farklı kutu vardı. Her kutudaki oyuncakların çeşitliliği inanılmaz hoşuma gitti.

Bu setler Adım Adım Görsel Eğitim Setleri diye de geçiyor. Pedagog ve psikologlar tarafından hazırlanmış ve bebeklerin aylık gelişimlerine uygun olacak şekilde aktiviteler içeriyor. Bu aktiviteler okuma kitabı, boyama sayfaları, top, balon, boyama kalemi, vb. bir çok şey olabiliyor. Adım adım setlerini internetten satın aldıktan sonra her ay setler ayağınıza kadar geliyor. 6, 12 ve 15 aylık abonelikler var. Örneğin başlangıç için “Deneme” seti diye de geçen 6 aylık bir abonelik var. Ancak ben zaten görüp çok memnun kaldığım için direk 15 aylık olan aboneliği seçtim.IMG_4351

Abone olduktan birkaç gün sonra hemen 19. ay seti elime ulaştı. IMG_4353Eve gitmeyi bekleyemeden daha ofisteyken hemen açıp bakmak istedim. İçinden ne çıkacağını düşünürken bile çocuk gibi heyecanlandım. Deniz henüz anlamıyor ancak biraz daha büyüdükçe onun da heyecanla bu aylık paketleri dört gözle bekleyeceğine adım gibi eminim.IMG_4363

19 ay paketinin içerisinden 1 tane “Bedenimi Keşfediyorum” konulu bir aktivite kitabı/defteri, 3 parçalı bir maymun puzzle’ı (ki Deniz buna ba-yıl-dı), 1 tane kırmızı boyama kalemi, Vücudum isimli bir okuma kitabı, bir tane turuncu bardak, 1 ince masal kağıdı ve bir tane de maraka çıktı. Puzzle başta olmak üzere hepsiyle bol bol oynadı. Aktivite kitabının içerisindeki sayfalarda da farklı farklı oyun fikirleri olduğu için benim ofiste olduğum zamanlarda ablasıyla oyalanmak için bir çok yeni fikir bulmuş oldular.

19. ayımız tamamlanır tamamlanmaz 20.ay paketi ofise gelmişti bile. Ben yine büyük bir heyecanla eve gitmeyi dayanamadan paketi açtım. Bir önceki ayın konsepti “vücudumuz”du; bu ayın konsepti de “yemek”. Yine bir aktivite kitabı/defteri, bir turuncu bir de sarı boyama kalemi, ince masal kağıdı, iki renk oyun hamuru, iki adet balon (çocuklar ve balon konusunda çok pimpirikli olduğum için paketten çıktığı anda çöpü boyladılar) ve yine yemek konulu bir okuma kitabı çıktı. Deniz de oyun hamuruyla da böylece ilk defa tanışmış oldu. İlk başta çok tedirgin yaklaştı. Dokunup dokunup elini geri geçti. Ancak sonrasında alıştıkça sevmeye başladı. Şimdilik şekiller yapamıyor tabii ama yine de hamurlarla oynamaktan çok keyif alıyor.

Setlerin içerisinden ayrıca çocuğun o ayki gelişimiyle ilgili bilgiler, o ay yapması gerekenler (örneğin 20 aylık bir bebek artık 20 kelime söyleyebiliyor olmalıymış) ve ayrıca anne ve babalara faydalı olabilecek ufak yazılar da çıkıyor. Biz şimdilik iki paket aldık ve ikisinden de çok memnun kaldık. Bir sonraki paketin geleceği günü şimdiden dört gözle bekliyoruz. Artık ofiste açmayıp Deniz’le birlikte evde açmak için de sabretmeyi de öğrenmem gerekiyor sanırım 🙂

Adım Adım Setlerinin tanıtım filmi:

Hızlı Eminönü Turu – Oyuncak ve Kitap Alışverişi

Deniz 9 aylıkken Mothercare’den ona bir top havuzu almıştık. Ancak içerisinden çok az top çıkmıştı. O yüzden ek 100 tane daha top almıştık ancak onlar da benim gözüme az gözüktü. Bana top havuzu dendiği zaman aklıma hala biz küçükken Galleria Alışveriş Merkezi’nin içerisindeki Fame City’de yer alan kocaman top havuzu geliyor. Artık yaşım büyüdüğü zaman bile annemlerin “kardeşine mukayyet olacak” ricasıyla giriyordum ve çok ama çok eğleniyordum. O top havuzunda eğlendiğim zamanları hiç unutamıyorum. O yüzden uzun zamandır evdeki küçük top havuzumuza çok daha fazla top almak istiyordum. Geçen gün internette biraz baktım ama hem internette yazan boyutlardan (7 cm – 9 cm,vb.) bir şey anlamadım hem de o plastik topların fiyatları gözüme pahalı gözüktü. O yüzden iş yerime de yakın olduğu için öğle arasında Eminönü’ne gidip bakmaya karar verdim.

Dün öğle yemeğini erkenden yiyerek hemen otobüsle kendimi Eminönü’ne attım. Hava da şansıma çok güzeldi. Mısır Çarşısı’na girmeden sağ tarafa doğru yönelince, Hamdi Restaurant’ın da olduğu Kalçin Sokak’ta yanyana iki büyük oyuncak dükkanı var: Ekincioğlu Oyuncak ve Toys&Toys. İkisi de o kadar büyük ve çeşit çeşit ki ikisinin de her katını gezmeye vaktim olmadı. Ekincioğlu’nun kapısında zaten hemen aradığım topları internette bulduğumdan çok daha ucuza buldum ve hemen 100 tane daha aldım. Deniz’in mutfağı için de henüz oyuncak sebze ve meyve alamamıştım. Toplarla kasaya giderken bir oyuncak alışveriş sepeti’yle birlikte satılan bir meyve&sebze seti gördüm. Dayanamadım onu da aldım. Koskocaman bir torbayla mağazadan çıktığımda vaktimin çoğunu da harcamıştım. Oradan ayrıldıktan sonra Mısır Çarşısı kalabalığına girmeden hızlı adımlarla Türkiye İş Bankası müzesine gittim.

ibm

Türkiye İş Bankası Müzesi 2007 yılında açılmış. Müze 1890 yılında yapımına başlanmış olup, 1892 yılında kullanılmaya başlayan Eski Postane binasını kullanıyor. Daha binaya girer girmez hayran oldum. Çok ama çok güzel. Bunca sene hep önünden geçip hiç içine girmemiş olmama da çok şaşırdım. Binaya girdikten ve güvenlikten geçtikten sonra hemen soldaki İş Bankası Kültür Yayınları kitaplarının satıldığı minik kitabevine girdim. Çocuk kitaplarının hepsinde 3 al 2 öde kampanyası olduğunu duymuştum ve Deniz’e birkaç yeni kitap almak istiyordum. O kadar güzel ve çeşitli kitaplar vardı ki gerçekten seçmekte çok zorlandım. Kendimi kaybedip de bütün kitapları almamak için kendime 3 kitap hedefi koydum. Uzuuuuun uzun incelemelerden sonra da Müzikli Kitap Benim Şarkım, Kim Möö Der? ve Minicik Kedicik Kıvırcık Kuzu kitaplarını aldım. Aslında İş Kültür Yayınları’nın Hareketli Kitaplar Serisi‘ni de çok beğeniyorum; ancak bizim evde bu şekilde hareketli çok kitap olduğu için biraz tekrar olacaktı. O yüzden o seriden ne yazık ki hiçbir kitap almadım.

IMG_3782 IMG_3783 IMG_3792

Ofise döndüğümde çocuklar kadar şendim. Eğer aldıklarımın hepsini dün eve götürseydim, Deniz hangisiyle oynayacağını şaşıracak ve eminim bazısı gözünden kaçacaktı. O yüzden kendimi tutarak sadece alışveriş sepetiyle meyve ve sebze filesini eve götürdüm. Deniz de bütün akşam mutfağıyla oynadı. Yemek pişirip durduk. Kitapları da hemen götürmemek için kendimi çok zor tutmam gerekecek ama ilerleyen zamanlarda tek tek götürmeyi düşünüyorum. Tabii bu sırada Eminönü tarafına tekrar gittiğimde yeni yeni şeyler de almamam gerek. Şimdi birkaç gün dayanıp bu sefer topları götüreceğim ve evdeki top havuzunu hayalimdeki Fame City top havuzuna çevirmeye çalışacağım. Artık bu 100 top da yetmezse direkt 500’lük paketlerden alabilirim.

Oyuncak Mutfak: Kidkraft Red Vintage Kitchen

Ben kendim de mutfağı, mutfakta vakit geçirmeyi, yemek yapmayı ve de yemeyi çok sevdiğim için de Deniz doğduğundan beri gittiğim tüm dükkanlardaki oyuncak mutfaklara mutlaka göz gezdiriyordum. Bir de Deniz diş buğdayında yaptığımız meslek seçiminde yumurta çırpıcıyı seçtiği için çok mutlu olmuştum, içim içime sığmıyordu. Bu oyuncak mutfakların +3 yaş olduğunu bilmeme rağmen yine de bir an önce almak istiyordum. Evimizin mutfağında da tam Deniz’e alınacak bir mutfağı koyacak boş bir köşe olduğu için sadece markaya ve modele karar vermem gerekiyordu. Toyzz Shop ve Mothercare’de satılan mutfaklar daha oyuncak oyuncak oldukları için memnun kalmadım. Daha gerçekçi, Deniz’in gerçekten inanacağı bir mutfak istiyordum. Ikea’daki mutfak güzel ama yine de benim hayalimdeki mutfağa göre çok basit kalıyordu. Aslında kendim mutfağa bu kadar düşkün olmasaydım kesin Ikea’dakini alırdım. Imaginarium’un internet sitesinde çok çok çok güzel mutfaklar var. Ben en çok Grand Chef Master Kitchen‘ı beğendim ancak onu da çok büyük olduğu ve İspanya’dan gelirken problem yaşandığı için getirmediklerini öğrenince çok üzüldüm.

Internetten araştırırken Kidkraft’ın mutfaklarının hepsine bayıldım. Özellikle White Vintage Kitchen’i çok beğendim. Bizim mutfak da beyaz olduğu için bir bütünlük olur diye düşündüm. Fakat sonrasında Kidkraft’ın kendi gönderim yapmadığını okudum ve Amazon’dan sipariş etmenin de hem çok pahalıya geleceğini hem de fiyatı yüzünden gümrüğe takılacağını fark edince önce bir moralim bozuldu. Sonra biraz daha araştırınca MarkaBebe‘nin bu Vintage mutfaklardan getirmiş olduğunu gördüm. Hemen onlarla iletişime geçtim. Ne yazık ki getirdikleri tek renk kırmızıymış. Kırmızıyı kabullenmem bir hafta aldı. Bundan daha çok beğeneceğim başka bir mutfak olmayacağından emin olduktan sonra hemen siparişi geçtim. İki gün sonra mutfak evdeydi. Hatta eğer kargoya verselerdi akşamüstü geleceği için ve Deniz de o saatlerde uyuyor olacağı için bir jest yaparak sabahtan kendileri teslim ettiler. Tabii gelir gelmez açıp da Deniz’e gösteremedik çünkü içerisinden korkunç karmaşık bir montaj dosyası çıktı. Ben de annemleri arayıp ertesi akşam yemeğe davet ettim. Tabii mutlaka yemekten çok önce gelmelerini de tembih ettim. Saat 4 gibi Deniz öğle uykusundan uyanınca annemler de geldiler ve babam salona yere tüm parçaları yayarak montaja başladı. Saat 19:30 olduğunda montaj henüz bitmemiş ama mutfak bayağı bayağı ortaya çıkmıştı. IMG_3060Yemeği yedikten sonra bir 15 dakika daha Serkan ile birlikte uğraştılar. Mutfak bittiğinde Deniz’in uyku saati gelmişti bile ama yine de çok beğendiğini “ayyyyy, ayyyy” diye belirterek bir yarım saat oynadı. Henüz sadece Amerika’dan Barnes & Nobles’dan aldığımız bir tencere ve iki tavalı ufak bir mutfak gereçleri setimiz var. Oyuncak meyve ve sebzelerini henüz alamadığımız için gerçek meyve ve sebzelerden birkaç tane koyduk. Bir de fırınına havlu asması için minik beyaz bir tülbent ayarladık. Mısır Çarşısı’na gidip tahtacılardan ufak kesme tahtası, ufak bal kaşığı, ufak tahta kaşıklar, vb. aldım. Onları da dolaplarına yerleştirdik. Gerçek bir mutfak gibi oldu. Benim bile oynayasım geliyor. image1

Mutfağın bir de telefonu var. Ancak Deniz Iphone’a doğan bir teknoloji bebeği olduğu için, onun telefon olduğunu ilk başta anlamadı. Hala da çok kabullenmiş değil. İlk defa kulağıma götürüp konuşuyor gibi yaptığımda bana deli gibi bakıp arkasını döndü. Telefondan da mutfağın kendisinden de git gide daha çok zevk alacağını umuyorum. Yok almazsa da ne yapalım, ben oynayacağım.

 

 

Oyuncakçı Önerisi: Zekids – Nişantaşı

Geçen hafta Nişantaşı’na gittiğimizde Zekids oyuncak dükkanını keşfettik. Zekids yeni değil, tam 10 senelik bir oyuncak mağazasıymış. Gelişim odaklı oyun ve oyuncaklar satan bir mağaza. Biz daha içeri girer girmez hepimiz ayrı bir köşeye dağıldık ve sattıkları her bir ürünü incelemeye başladık. Çok büyük bir mağaza olmamasına rağmen çok çeşitli ürünler satıyorlar. Deniz’e ne alacağımızı şaşırdık. Kitaplardan puzzle’lara dekorasyon ürünlerinden dış mekan oyuncaklarına kadar bir çok şey bir arada bulunabiliyor.

Kardeşim küçükken birlikte çok oynadığımız magnetikli bir balık tutma oyuncağından gördüm ve aşık oldum. Ancak Deniz’in o kadar ilgisini çekmeyince onu almaktan vazgeçtik. Dükkanda oyuncak seçmeye çalışmamız o kadar uzun sürdü ki bu süre zarfında Deniz kaka bile yaptı. Arka tarafa geçerek onun altını değiştirdik ve oyuncak arayışımıza devam ettik. Eğer karnı acıkmamış ve uykusu geliyor olmasaydı daha saatlerimizi geçirebilirdik.

IMG_2654Mağazanın en güzel tarafı tüm oyuncakları yaş gruplarına göre yerleştirmiş olmaları. Biz +18 ve +24 kategorilerinin önünde kalmaya çalıştık ve en sonunda fransız Djeco oyuncak markasına ait her bir bloğun bir hayvana ait olduğu yandaki oyuncağı aldık.

 

IMG_2657 IMG_2668

Ben yılbaşına kadar bekleme taraftarıydım ancak teyzesi dayanamayıp eve gider gitmez paketini açtı. Deniz hayvanları görünce mutluluktan kahkahalar atmaya başladı. Şimdilik hayvanları kendi evlerine koyamıyor ve kule yapamıyor ama benim yaptığım kuleleri yıkmaya bayılıyor. Oyunumuz bittikten sonra da kutular iç içe girdiği için fazla yer kaplamadan kaldırabiliyoruz. Yılbaşına son 1 kala çocuklara hediye almak isteyenler için mutlaka Zekids’e uğramalarını ailecek tavsiye ediyoruz 🙂