Hızlı Eminönü Turu – Oyuncak ve Kitap Alışverişi

Deniz 9 aylıkken Mothercare’den ona bir top havuzu almıştık. Ancak içerisinden çok az top çıkmıştı. O yüzden ek 100 tane daha top almıştık ancak onlar da benim gözüme az gözüktü. Bana top havuzu dendiği zaman aklıma hala biz küçükken Galleria Alışveriş Merkezi’nin içerisindeki Fame City’de yer alan kocaman top havuzu geliyor. Artık yaşım büyüdüğü zaman bile annemlerin “kardeşine mukayyet olacak” ricasıyla giriyordum ve çok ama çok eğleniyordum. O top havuzunda eğlendiğim zamanları hiç unutamıyorum. O yüzden uzun zamandır evdeki küçük top havuzumuza çok daha fazla top almak istiyordum. Geçen gün internette biraz baktım ama hem internette yazan boyutlardan (7 cm – 9 cm,vb.) bir şey anlamadım hem de o plastik topların fiyatları gözüme pahalı gözüktü. O yüzden iş yerime de yakın olduğu için öğle arasında Eminönü’ne gidip bakmaya karar verdim.

Dün öğle yemeğini erkenden yiyerek hemen otobüsle kendimi Eminönü’ne attım. Hava da şansıma çok güzeldi. Mısır Çarşısı’na girmeden sağ tarafa doğru yönelince, Hamdi Restaurant’ın da olduğu Kalçin Sokak’ta yanyana iki büyük oyuncak dükkanı var: Ekincioğlu Oyuncak ve Toys&Toys. İkisi de o kadar büyük ve çeşit çeşit ki ikisinin de her katını gezmeye vaktim olmadı. Ekincioğlu’nun kapısında zaten hemen aradığım topları internette bulduğumdan çok daha ucuza buldum ve hemen 100 tane daha aldım. Deniz’in mutfağı için de henüz oyuncak sebze ve meyve alamamıştım. Toplarla kasaya giderken bir oyuncak alışveriş sepeti’yle birlikte satılan bir meyve&sebze seti gördüm. Dayanamadım onu da aldım. Koskocaman bir torbayla mağazadan çıktığımda vaktimin çoğunu da harcamıştım. Oradan ayrıldıktan sonra Mısır Çarşısı kalabalığına girmeden hızlı adımlarla Türkiye İş Bankası müzesine gittim.

ibm

Türkiye İş Bankası Müzesi 2007 yılında açılmış. Müze 1890 yılında yapımına başlanmış olup, 1892 yılında kullanılmaya başlayan Eski Postane binasını kullanıyor. Daha binaya girer girmez hayran oldum. Çok ama çok güzel. Bunca sene hep önünden geçip hiç içine girmemiş olmama da çok şaşırdım. Binaya girdikten ve güvenlikten geçtikten sonra hemen soldaki İş Bankası Kültür Yayınları kitaplarının satıldığı minik kitabevine girdim. Çocuk kitaplarının hepsinde 3 al 2 öde kampanyası olduğunu duymuştum ve Deniz’e birkaç yeni kitap almak istiyordum. O kadar güzel ve çeşitli kitaplar vardı ki gerçekten seçmekte çok zorlandım. Kendimi kaybedip de bütün kitapları almamak için kendime 3 kitap hedefi koydum. Uzuuuuun uzun incelemelerden sonra da Müzikli Kitap Benim Şarkım, Kim Möö Der? ve Minicik Kedicik Kıvırcık Kuzu kitaplarını aldım. Aslında İş Kültür Yayınları’nın Hareketli Kitaplar Serisi‘ni de çok beğeniyorum; ancak bizim evde bu şekilde hareketli çok kitap olduğu için biraz tekrar olacaktı. O yüzden o seriden ne yazık ki hiçbir kitap almadım.

IMG_3782 IMG_3783 IMG_3792

Ofise döndüğümde çocuklar kadar şendim. Eğer aldıklarımın hepsini dün eve götürseydim, Deniz hangisiyle oynayacağını şaşıracak ve eminim bazısı gözünden kaçacaktı. O yüzden kendimi tutarak sadece alışveriş sepetiyle meyve ve sebze filesini eve götürdüm. Deniz de bütün akşam mutfağıyla oynadı. Yemek pişirip durduk. Kitapları da hemen götürmemek için kendimi çok zor tutmam gerekecek ama ilerleyen zamanlarda tek tek götürmeyi düşünüyorum. Tabii bu sırada Eminönü tarafına tekrar gittiğimde yeni yeni şeyler de almamam gerek. Şimdi birkaç gün dayanıp bu sefer topları götüreceğim ve evdeki top havuzunu hayalimdeki Fame City top havuzuna çevirmeye çalışacağım. Artık bu 100 top da yetmezse direkt 500’lük paketlerden alabilirim.

Oyuncak Mutfak: Kidkraft Red Vintage Kitchen

Ben kendim de mutfağı, mutfakta vakit geçirmeyi, yemek yapmayı ve de yemeyi çok sevdiğim için de Deniz doğduğundan beri gittiğim tüm dükkanlardaki oyuncak mutfaklara mutlaka göz gezdiriyordum. Bir de Deniz diş buğdayında yaptığımız meslek seçiminde yumurta çırpıcıyı seçtiği için çok mutlu olmuştum, içim içime sığmıyordu. Bu oyuncak mutfakların +3 yaş olduğunu bilmeme rağmen yine de bir an önce almak istiyordum. Evimizin mutfağında da tam Deniz’e alınacak bir mutfağı koyacak boş bir köşe olduğu için sadece markaya ve modele karar vermem gerekiyordu. Toyzz Shop ve Mothercare’de satılan mutfaklar daha oyuncak oyuncak oldukları için memnun kalmadım. Daha gerçekçi, Deniz’in gerçekten inanacağı bir mutfak istiyordum. Ikea’daki mutfak güzel ama yine de benim hayalimdeki mutfağa göre çok basit kalıyordu. Aslında kendim mutfağa bu kadar düşkün olmasaydım kesin Ikea’dakini alırdım. Imaginarium’un internet sitesinde çok çok çok güzel mutfaklar var. Ben en çok Grand Chef Master Kitchen‘ı beğendim ancak onu da çok büyük olduğu ve İspanya’dan gelirken problem yaşandığı için getirmediklerini öğrenince çok üzüldüm.

Internetten araştırırken Kidkraft’ın mutfaklarının hepsine bayıldım. Özellikle White Vintage Kitchen’i çok beğendim. Bizim mutfak da beyaz olduğu için bir bütünlük olur diye düşündüm. Fakat sonrasında Kidkraft’ın kendi gönderim yapmadığını okudum ve Amazon’dan sipariş etmenin de hem çok pahalıya geleceğini hem de fiyatı yüzünden gümrüğe takılacağını fark edince önce bir moralim bozuldu. Sonra biraz daha araştırınca MarkaBebe‘nin bu Vintage mutfaklardan getirmiş olduğunu gördüm. Hemen onlarla iletişime geçtim. Ne yazık ki getirdikleri tek renk kırmızıymış. Kırmızıyı kabullenmem bir hafta aldı. Bundan daha çok beğeneceğim başka bir mutfak olmayacağından emin olduktan sonra hemen siparişi geçtim. İki gün sonra mutfak evdeydi. Hatta eğer kargoya verselerdi akşamüstü geleceği için ve Deniz de o saatlerde uyuyor olacağı için bir jest yaparak sabahtan kendileri teslim ettiler. Tabii gelir gelmez açıp da Deniz’e gösteremedik çünkü içerisinden korkunç karmaşık bir montaj dosyası çıktı. Ben de annemleri arayıp ertesi akşam yemeğe davet ettim. Tabii mutlaka yemekten çok önce gelmelerini de tembih ettim. Saat 4 gibi Deniz öğle uykusundan uyanınca annemler de geldiler ve babam salona yere tüm parçaları yayarak montaja başladı. Saat 19:30 olduğunda montaj henüz bitmemiş ama mutfak bayağı bayağı ortaya çıkmıştı. IMG_3060Yemeği yedikten sonra bir 15 dakika daha Serkan ile birlikte uğraştılar. Mutfak bittiğinde Deniz’in uyku saati gelmişti bile ama yine de çok beğendiğini “ayyyyy, ayyyy” diye belirterek bir yarım saat oynadı. Henüz sadece Amerika’dan Barnes & Nobles’dan aldığımız bir tencere ve iki tavalı ufak bir mutfak gereçleri setimiz var. Oyuncak meyve ve sebzelerini henüz alamadığımız için gerçek meyve ve sebzelerden birkaç tane koyduk. Bir de fırınına havlu asması için minik beyaz bir tülbent ayarladık. Mısır Çarşısı’na gidip tahtacılardan ufak kesme tahtası, ufak bal kaşığı, ufak tahta kaşıklar, vb. aldım. Onları da dolaplarına yerleştirdik. Gerçek bir mutfak gibi oldu. Benim bile oynayasım geliyor. image1

Mutfağın bir de telefonu var. Ancak Deniz Iphone’a doğan bir teknoloji bebeği olduğu için, onun telefon olduğunu ilk başta anlamadı. Hala da çok kabullenmiş değil. İlk defa kulağıma götürüp konuşuyor gibi yaptığımda bana deli gibi bakıp arkasını döndü. Telefondan da mutfağın kendisinden de git gide daha çok zevk alacağını umuyorum. Yok almazsa da ne yapalım, ben oynayacağım.

 

 

Lazımlık Seçimi ve Tuvalet Eğitimi 101

Bir süredir gittiğim tüm çocuk mağazalarında ve gezdiğim internet sitelerinde hep lazımlık bakıyordum. Deniz 18 aylık ve ben şahsen tuvalet eğitimi için erken olduğunu düşünüyorum. Öğrenenanne’nin blogunda da bu konuyla ilgili çok güzel bir yazı okumuştum. Deniz de daha henüz ne cümle kurabiliyor, ne kendi kendine giyinebiliyor ne de tuvaletini söyleyebiliyor. Ama yine de bir lazımlık alıp banyoya koymak istiyordum ki en azından varlığına/görüntüsüne alışsın. Bir yandan da artık kaka yaparken koltuk arkalarına geçmeye, çamaşır sepetine girip çömelmeye başlamıştı; o yüzden belki de Deniz için doğru zaman şimdidir diye ara ara düşünüyordum. Ayrıca artık tuvalete kim girse onunla girip, tuvaletini yapana tuvalet kağıdı uzatmaya bayılır olmuştu. Sifonu çekince klozeti gösterip “çişş, çişşş” demeye de başlamıştı.

Türkiye’de hiç zevkime uygun, beğendiğim bir lazımlık bulamadım. Bulamadıkça moralim bozuldu, moralim bozuldukça hevesim kaçtı. Hep aşağı yukarı birbirinin aynısı olan tek tip lazımlıklar veya aşırı şatafatlı kral tahtından bozma lazımlıklarla karşılaşıyordum. En sonunda internetten bakıp yurt dışından getirtmeye karar verdim. Amazon‘dan bakıp bütün modelleri inceledikten sonra en sonunda seçenekleri iki modele kadar indirdim:

1.Summer Infant 3’ü 1 arada Baykuşlu ve Kitaplı Lazımlık

Bunu içinde kitap da olduğu için ben daha çok beğendim. Ayrıca cinsiyete dair herhangi bir ayrım (pembe/mavi) olmadığı için de ilgimi çekti. Bu lazımlığı önce lazımlık olarak, ilerleyen zamanlarda da tuvalet adaptörü ve el yıkama basamağı olarak kullanmak mümkün. O yüzden de 3’ü 1 Arada olarak geçiyor.

2.Summer Infant Adım Adım Lazımlık

Bu da yine aynı markanın ve aynı şekilde hem lazımlık, hem tuvalet adaptörü ve hem de basamak olarak kullanabilen bir modeli. Deniz bize sürekli tuvalet kağıdı uzattığı için, kendi lazımlığının da tuvalet kağıtlığının olması ilgisini çeker diye düşünerek bir de seçenek olması için bu lazımlığı da listeye ekledim.

Sonra iki farklı sayfada iki lazımlığı yanyana açıp, Deniz’i yanıma çağırdım. Ona artık çişi ve kakasını yapması için bir lazımlık almamız gerektiğini anlatıp iki lazımlığı da gösterdim ve hangisini istediğini sordum. LazımlıkO tabii ki pembe, süslü ve tuvalet kağıtlı olanı seçti. Ben de hemen siparişi verdim. Amerika’dan gelmesi uzun sürecek diye düşünürken meğer satıcı Almanya’daymış ve 12 gün sonra, dün, lazımlık kapımdaydı.

Bu arada son 5 gündür inanılmaz kötü bir pişikle mücadele ediyoruz. Deniz son köpek dişini çıkartmaya çalışıyor ve her dişinde olduğu gibi yine poposu pişti. Artık 16. dişte olduğumuz için kendimizi deneyimli sayıyoruz. Evde pişik için birden çok krem var: birinci seviye pişikler için durdurma kremi, ikinci seviye pişikler için müdahele kremi, üçüncü seviye pişikler için acil müdahele kremi,… Bunların hiçbiri ilk defa işe yaramadı ve çok mutsuzum. İki gündür çişini yaptıkça canının yandığını da fark ettiği için çişini tutmaya çalışıyor ve çişi geldiği zaman ağlayarak göbeğini gösteriyor. Dün lazımlığı eve götürünce hemen bir tuvalet kağıdı takıp, ne olduğunu anlatmış ve oturtmuştum. Ben de yanındaki klozete oturunca çok hoşuna gidip gülmüştü. Yemekten sonra babasıyla oyun oynarken birden ayağa kalkıp göbeğini gösterince hemen tutup lazımlığa götürdüm. Aslında amacım bundan sonra çiş ve kakayı buraya yapacaksın demek değildi. Belki çişini lazımlığa yapınca, çişi pişik olan yerlere değmez ve canı yanmaz diye düşünmüştüm. Meğer o sırada kakası gelmiş. Oturduktan sonra Serkan’a da klozete oturması için işaret etti. O da oturunca bize arkanıza bakın dedi. Biz de herhalde utanıyor diye arkamızı dönüp bekledik. Tekrar Deniz’e döndüğümüzde tam ayağa kalkıyordu. Bir baktık kaka yapmış ! Kendi kendimize o kadar sevindik ki Deniz de çok mutlu oldu. Alkışladık, çak! yaptık. Kahkahalarla içeri gittik. Yarım saat sonra tekrar mızmızlanarak göbeğini gösterince yine hemen kucağıma alıp lazımlığa koşturdum. Yine Serkan’ın da yanına, klozete oturmasını istedi. Bu sefer de baktık şırıl şırıl çiş sesi geliyor. Bizde yine bir tezahürat ve mutluluk ! Bu şekilde daha lazımlığın ilk akşamında bir çiş ve bir de kaka yapabilmiş olduk.

Bu sabah da uyanınca ilk çişini yine lazımlığına yapmış. Anneannesi sabah kahvesine gittiğinde “sen çişini nereye yapıyorsun?” diye sormuş, elinden tutup lazımlığa götürmüş. Canını çok yakan pişik sayesinde sürekli lazımlığa yapar mı bilmiyorum ama sanki bu zorlu maratona güzel başladık. Etrafta duyduğum “yanlış zamanda eğitime başlamışız; bizimki tuvaletin önünden geçerken ağlıyor” gibi korkulu birçok hikaye olduğu için ben yine de acele etmek istemiyorum.  O yüzden isterse bezine de yapmaya devam edebilir. Benim için şimdilik bir sakınca yok.

Bebek/Çocuk Araba Koltuğu Seçimi

Deniz’e hamileyken satın aldığımız Silver Cross Wayfarer puset takımının kendi ana kucağı/oto koltuğu vardı. O yüzden o zamanlar hiç araba koltuğu araştırmak zorunda kalmamıştım. Isofiks kavramıyla da Silver Cross sayesinde tanıştık. Isofiks çocuk araba koltuğunun arabaya emniyet kemerine ihtiyaç duymadan en güvenli biçimde bağlanmasını sağlayan aparata verilen isim. Arabaya önce isofiks’i takıyorsunuz. Daha sonra araba koltuğunu bu isofiks’in üzerine oturtuyorsunuz. Silver Cross’un da puset takımının içinde kendi isofiks’i vardı. O yüzden ilk araba koltuğumuzu hiç sorgulamadan rahatça kullandık. 495Hem de tepe tepe kullandık. Sadece araba koltuğu olarak değil, aynı zamanda pusete takıp ana kucağı olarak da kullandık. Pusetin port-bebesini sadece Deniz uyurken kullanıp, sokakta gezerken hep ana kucağını tercih ettik. Deniz uyanıkken yatmaktan çok sıkılıyordu. Bu ana kucağı biraz daha eğimli olduğu için etrafı seyredebiliyor ve böylece daha çok keyif alıyordu.

Ancak Deniz 9 aylık olduğunda artık bu oto koltuğu bize yetmez oldu çünkü Deniz koltuğun kilo limitini geçmişti. Belki daha zayıf bir bebek olsaydı çok daha uzun süre bile kullanabilirdik. Böylece ben de daha büyük bebekler için satılan oto koltuklarını araştırmaya ve Youtube’daki test videolarını izlemeye başladım. O test videoları depresyona girmek için bire bir. Doğru koltuğu seçemeyeceğim diye o kadar moralim bozuldu ki anlatamam. Hangi markaya doğru biraz kayarsam kayayım mutlaka onunla ilgili kötü bir test videosu izlemeyi başardım ve sonunda ondan vazgeçtim.

Çocukların boyun kasları yeteri kadar gelişmediği için 4 yaşına kadar arkaları dönük oturmaları gerektiğini okuduğum için özellikle arkaya bakan araba koltukları arıyordum fakat bu şekilde koltuk seçeneği ne yazık ki çok az. Volvo’nun ürettiği koltuklara bayıldım fakat Türkiye’ye getirmediklerini öğrenince yine hüsrana uğradım.

En sonunda bir gün Galleria’daki dev Joker mağazasına gittik. Oradaki satıcı arkadaş bizimle çok yakından ilgilendi. Deniz de ona bayıldı. Maxi-Cosi’nin arkaya dönük koltukları olduğunu da söyledi ve başladık Deniz’i tek tek koltuklara oturtmaya. Deniz en çok AxissFix modelini beğendi (oturunca kahkahalar attı), ancak o model bize biraz küçük gibi gözüktü. Deniz de kilolu bir bebek olduğu için 2wayPearl‘de daha rahat edeceğini düşündük. O yüzden 2wayPearl’de karar kıldık ve onu satın aldık. Satın aldığımızdan beri birçok kez söküp başka arabalara taktık. Kısa yol, uzun yol, birçok kez kullandık. Yazın çok terletmesi dışında (Bodrum’da terletmeyen oto koltuğu var mı?) hiçbir şikayetimiz olmadı. Tek dezavantajı bebek uyuya kaldığı zaman rahatça isofiksten ayırıp çıkartabilmenize rağmen bebekle birlikte o kadar ağır oluyor ki, taşımak gerçekten bir işkence oluyor.

Biz Maxi-Cosi’den genel anlamda çok memnun kaldık. Hala seve seve kullanıyoruz, hatta ben artık pes ettim ve öne dönük kullanmaya başladık. Deniz de böylece araba yolculuklarından daha çok keyif almaya başladı. Iphone 11.05 308Iphone 11.05 307Iphone 11.05 370

Bebeklerde Diş Bakımı – İlk Dişler

Iphone 11.05 213Deniz ilk dişini 9 aylıkken çıkarttı. İlk önce ön alt dişlerinden biriyle başladık. Bir cumartesi günü tam 7 kez kaka yaptıktan sonra, gerekli gereksiz ağlamaları artınca şüphelenmeye başladım. Ama yine de diş etlerinde bir kabarıklık veya kırmızılık göremediğim için çok da konduramadım. Aslında diş ne kadar geç çıkarsa o kadar iyi diye düşündüğüm için hiiiç de heveslenmiyordum.

Gece yatırdıktan sonra genelde ara ara uyanan ve uykusunda mızıldanan kızdan 2 saat sonra hala hiç ses çıkmayınca şüphelenip yanına gittim ve cayır cayır yandığını fark ettim. Evdeki elektronik ateş ölçerin de tam o anda çalışmadığını görünce moralimiz epey bozuldu. Serkan’a annemlerin anahtarını verdim ve o hemen gidip annemlerin evindeki emektar, eski usul cıvalı dereceyi aramaya koyuldu. Deniz uyuduğu için kolayca koltukaltına dereceyi koyup bekledik. 5 dakikanın sonunda 39 dereceyi görünce tabi ilk başta ödümüz patladı. Uykusundan uyandırmadan usulca bir ölçek ateş düşürücü verdik ve beklemeye başladık. Bu sırada ben pijamasının da üstünü çıkartmıştım ve sadece fanilayla uyuyordu. 45 dakika sonra ateşini tekrar ölçtük ve sonuç hüsran: yine 39 ! Deniz’i kucağıma aldım ve banyoya gidip lavaboda soğuk suyu açtık. Sıcacık olmuş bacaklarını soğuk suyun altına sokmamızla Deniz’in can hıraş bağırmaya başlaması bir oldu. 1-2 dakika tuttuktan sonra çıkartıp kuruladık ve tekrar yatak odasına döndük. Annemin bana ve kardeşime yaptığı gibi birkaç tülbenti ıslattım ve Deniz’in alnına, kollarına ve bacaklarına koymaya çalıştım. O tabi çok üşüdüğü için olabildiğinde itmeye çalışıyordu.

Iphone 11.05 100

Son ateş ölçmemizden 1 saat sonra tekrar ölçüp de yine 39 dereceyi görünce bu sefer iyice moralimiz bozuldu. Bütün bu süre boyunca dört büyüklerle sürekli Whatsapp’tan iletişim halindeydik. Serkan’ın babaannesi tülbenti yalnızca suyla değil sirkeyle ıslatırmış. Bize de o şekilde yapmamızı önerdiler. Serkan hemen mutfağa gidip bir tasın içerisinde sirkeli su hazırlayıp geldi ve Deniz’in tüm ittirmelerine rağmen koltukaltlarına ve alnına o tülbentleri yerleştirdik ve ısındıkça değiştirmeye başladık. Artık ateş düşürücü mü anca etki etti yoksa sirke gerçekten mucizevi mi bilmiyorum ama ateşi tekrar ölçtüğümüzde 37,5’a düşmüştü. 2 saat sonraya alarm kurarak Deniz’le birlikte biz de yattık. Gece boyunca birkaç kez kalkıp kontrol ettik ancak bir daha ateşi 39’a çıkmadı. Ertesi gün gün içerisinde iki kere daha ateş düşürücü verdik çünkü ateşi yine yükseliyordu. Ve artık iştahı da iyice kesilmişti, hiçbir şey yemiyor sadece meme emmek istiyordu. Bütün gün anne-yavru koalalar gibi dolaştık. Pazar akşam olduğunda hala yemek yemeği reddettiği için Pazartesi gününe işten izin aldım. Madem yemek yemiyor bol bol meme emsin diye düşündük. Pazartesi sabahı kalktığımızda alt damağındaki minik beyaz diş artık gözüküyordu. O gün akşamüstüne doğru yavaş yavaş keyfi de yerine geldi ve tekrar yemek yemeğe başladı. Hepimiz rahat bir nefes almıştık.

Sonraki dişlerinde de hep çok problem yaşadık. Geceleri uykusundan çığlık çığlığa ağlayarak uyanıyor ve gözü hiçbir şey görmez oluyordu. Ne yapacağımı şaşırmıştım. En sonunda birkaç bebekte gördüğüm kehribar kolyelerden denemeye karar verdim ve biraz araştırdıktan sonra Sofimaya‘dan Deniz’e bir kolye sipariş ettim. Bu kolyeyi takmaya başladıktan sonra şikayetlerimiz ciddi oranda azaldı. Evet hala her diş çıkartmasında poposu pişiyor ve burnu mutlaka tıkanıyor (ve biz her seferinde nezle oldu sanıp üzülüyoruz), ama artık hiç ateşi çıkmıyor ve geceleri uykusu bölünmüyor. Biz kehribar kolyemizden çok ama çok memnunuz. Herkese de öneriyoruz.

İlk 2-3 dişi çıktıktan sonra annem eczaneden Nuk’un diş fırçalamaya alıştırma setinden getirdi. Set iki fırçadan oluşuyor. İlk fırça 12 aya kadar kullanılıyor ve fırçadan çok diş kaşıyıcıya benziyor. İkinci ise 12-15 ay arasında kullanılıyor ve normal fırçaları andırıyor. Setin içinden çıkan sarı aparat sayesinde bebeklerin fırçaları boğazlarına sokmaları da engellenmiş oluyor. Bir bu fırçalarla birlikte R.O.C.S. marka diş macunu da satın aldık. Hala da ondan kullanıyoruz. İlk haftalarda Serkan Deniz’i kucağına alıyordu ve ben de onunla birlikte aynı anda dişimi fırçalıyordum ki izleyerek nasıl yapması gerektiğini öğrensin. Sonrasında zaten buna gerek kalmadı. Artık “uyku vakti geldi mi?” diye sorduğumuzda hemen banyoya doğru yola koyuluyor.

15 aylıktan itibaren Chicco’nun normal bebek diş fırçasına geçtik. Bizim sabahları uyanınca da dişlerimizi fırçaladığımızı fark etmeye başlayınca o da istedi ve günde iki kez fırçalamaya başladı.  Şimdi belki dişlerinin her tarafını güzelce temizleyemiyor ve hala ağzında suyu çalkalayıp tüküremiyor ama Deniz artık dişlerini fırçalamaktan iyice keyif alıyor.