Hamilelik Günlüğü 16.Hafta

16.Hafta OHAL içerisinde başladı. Bebeğimiz artık bir avokado kadar olmuş. Marketten avokado alıp güzel bir guacamole yapmanın tam sırası. Akşamüstü buz gibi bir biranın yanında çok güzel gider. Ben en iyisi bunu bu hafta sonuna planlayayım. IMG_2513Böylece ülkenin içinde olduğu hali de belki azıcık unutmaya çalışabiliriz.

Bu hafta uzun bir aradan sonra İpek’le yoga dersimizi yapabildik. Stres dolu geçen bir 10 günden sonra inanılmaz iyi geldi. O dersten beri de kendimi haberlerden ve gündemden soyutlama çalışmalarım son hızıyla devam ediyor. İşe de yaradı sanırım çünkü daha huzurlu uyumaya başladım.

Deniz’e hamileyken, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine ofiste sırt kısmı kopmuş bir sandalyeyi tabure olarak kullanmıştım ve hamileliğim boyunca sürekli L şeklinde ayaklarım o taburenin üzerinde uzanmış şekilde çalışmıştım. Bu sefer etrafta kırık sandalye olmadığı için, aman canım çok da gerekli değil, diye düşünmüştüm. Ancak aslında ayakları uzatabilmek büyük bir lüksmüş, bunu da bu hafta anladım. İşten ayrılan bir arkadaşımın sırt yastığını çöp kutumun üstüne koydum ve ayaklarımı onun üzerine uzatarak yine L şeklindeki oturmalarıma geri döndüm. Dünya varmış. Ayaklarımdan inanılmaz bir yük kalktı.

Bir de bu hafta 2-3 sefer içerideki bebeğin minik minik kıpırdadığını hissettim. İlkinde inanılmaz heyecanlandım, Serkan’ı gecenin köründe uyandırıp elini karnıma koydum (sanki bu kadar erken dışarıdan anlaşılabilirmiş gibi). Sonrakilerde biraz daha hazırlıklıydım, ama yine de çok mutlu oldum. Akşam yatağa yattığımızda kıpır kıpır oynayışını göreceğimiz günleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Hamilelik Günlüğü – 12. Hafta

Sonunda Özge ile tanışabildik. Bir öğlen işten çıkıp Bebek’e gittim ve hem birlikte yemek yedik hem de bol bol konuşma fırsatı bulduk. Çalışmalarımıza yaz bittiğinde ve ben de 20.haftaları bulduğumda başlayacağız. O zamana kadar whatsapp ve e-mail aracılığı ile iletişimde kalacağız. Onunla birlikte yarım gün sürecek olan 3 çalışma yapacakmışız ve bunlara Serkan’ın da gelmesi gerekiyormuş. Ayrıca doktorumu da tanımadığı için bir randevuya o da gelecek. Böylece toplamda 4 kere bir araya gelmiş olacağız. Doğumdan önce mutlaka ve mutlaka doğuma hazırlık kursu almamızı (yine Serkan ile) önerdi. Kurs olarak da Hakan Çoker’in kurucusu olduğu Istanbul Doğum Akademisi‘ni veya Emirgan’daki DO-UM‘u önerdi. Bu eğitimler için de henüz çok çok erken. Anlaşılan yaz boyu çok kilo almamak ve aktif olmak ile dinlenmekten başka yapabileceğim çok bir şey olmayacak gibi gözüküyor.

Bu hafta eğitim için otelde olduğumdan nispeten daha az yoruluyorum. Daha doğrusu yine çok yoruluyorum ve kendimi acayip uykusuz hissediyorum ama sonuçta bütün gün oturduğum ve sonrasında parka gidip 2 yaşında bir çocukla koşturmak zorunda olmadığım için daha çok dinlenebiliyorum.

Bu haftaki yoga dersinden sonra bu sefer üst bacaklarım yerine sırt kaslarım ağrıdı. Üst bacaklarımı hamlıktan kurtardığımıza göre biraz daha zorlamanın vakti geldi sanırım. Şimdi araya tatil gireceği için 2 hafta yapamayacağız. Aslında ben kendim de 5 dakikalığına bile olsa bazı hareketleri yapabilirim biliyorum, ama Deniz’le tatildeyken bunun mümkün olacağını ne yazık ki sanmıyorum.

Bu cumartesi sabahı ikili test için erkenden adadan Bakırköy’e ineceğim. Serkan o gün arabayla yola çıkacağı için sanırım gelemeyecek. Ben de onun yerine Ayla’yı çağırdım. Nedense bu doktor kontrollerinde hiç yalnız olmak istemiyorum. Deniz de de mutlaka hep birini istiyordum yanımda. Doktordan sonra bulduğum ilk denizotobüsü ve sonrasında da motora binip yine adaya döneceğim ve Deniz öğle uykusundayken ayaklarımı tavana dikip biraz dinlenmeye çalışacağım. Annem Deniz’i normalde uyuduğundan biraz daha erken uyutmaya çalışacak çünkü normalde akşamüstü 4’e kadar uyuduğu oluyor ancak bizim 15:55 motoruna binmiş olmamız gerekeceği için ve de ilk defa başbaşa yapacağımız bu uçak yolculuğunda uykusuz olmasını istemediğim için biraz daha erken uyutup bu problemi halletmeyi planlıyoruz.

Karnımdaki Misketbebek misket limonu büyüklüğüne gelmiş bu hafta. O da böylece benim karnımda ilk yolculuğunu yapıyor olacak. Cumartesi günkü ikili testi yapacak olan perinatolog cinsiyeti görür mü acaba ?

Hamilelik Günlüğü – 11. Hafta

11. haftaya geldik bile, 3 ay bitmek üzere. Bazen gerçekten yeniden hamile olduğuma inanamıyorum, bazense hamile olduğumu unutmamı imkansız hale getiren yorgunluk atakları yaşıyorum. Şimdiye kadar çok şükür herhangi bir problem yaşamadık. Zaten Deniz’e hamileyken de ne bulantım ne de baş dönmem olmuştu. Hiç televizyonda izlediğimiz hamilelere benzemiyordum. Tek fark Deniz’e hamileyken günde 12-13 saat uyumak istiyor ve uyuyordum. Şimdiyse uyumak istiyor ancak onun yerine Deniz’le parka gidiyorum. İkinci hamileliklerinde kadınların nasıl “daha aktif bir hamilelik” geçirdiklerini artık hızlıca anlamış oldum.

İlk yoga dersinden sonra birkaç gün üst bacaklarım hep ağrımıştı. Bu cumartesi de yine yorucu ama inanılmaz keyifli bir ders yaptık. Şimdi yine bacaklarım ağrıyor. Hem o kadar yürüyüşe ve hareketliliğe rağmen böyle ham olduğum için üzülüyorum hem de ağrılarla birlikte iyi bir şey yaptığımı anlayıp mutlu oluyorum. İstediğim doula ile de sonunda bu hafta buluşacağız. Şimdilik yalnızca tanışma buluşması olacak. Çalışmalara da ne zaman başlayacağımızı konuşuruz sanırım. Heyecanla bekliyorum.

Bu hafta doktor kontrolü vardı. Bebeğimiz 3,5 cm olmuş ve haftalık gelişimine uygun olarak büyümüş. Ultrasonla baktığımızda fosur fosur uyuyordu. Doktorumuz uyandırmak için karnıma o kadar sık ve çok bastırdı ki en sonunda çişim geldi ve gülmeye başladım. Bebekse hala uyuyordu. Bu seferkinin uykuları Serkan’a çeksin diye çok dua etmiştim, sanırım dualarım kabul olacak (amin!). Uzun çabalardan sonra sonunda rahatını bozduk ve uyandırabildik. Hemen o minik el ve ayaklarını oynatmaya başladı. Doktorumuz hareketlerini de beğendiğini söyledi. Bu sırada tartıda da kilo almak yerine 1 kilo verdiğimi görünce çok sevindim. Deniz’e hamileyken ilk 3 ayda +7 kilo almıştım ve doktorumuzdan acayip azar işitmiştik. Doktorun odasından çıkınca hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım, öyle bir azardı. Aslında iyi de olmuştu çünkü o hızla gitseydim kesin 30 kiloları bulurdum. Ama ben o muayeneden sonra çok çok dikkat etmiştim, sonunda da hamileliğimi +17 kiloyla tamamlamıştım. Bu hamileliğimde de SSVD’nin daha kolay olabilmesi için çok fazla kilo almak istemiyorum. En büyük korkularımdan biri bu kilo. O yüzden inanılmaz özen göstermeye çalışıyorum. Tabii ki yine kaçamaklarım oluyor, Damak’lar, dondurmalar yiyorum ama bunların istisna olmasına dikkat etmeye çalışıyorum. Umarım bu şekilde devam edebilirim.

Şimdi bundan sonraki aşama ikili test. Bunu da sağ salim atlatırsak, hamileliğin en rahat ve güzel olduğu ikinci trimester’a giriyor olacağız. İkili test için beni ilk hamileliğimdekinin aksine perinatoloğa yönlendirdiler. Testin yapılması gereken tarihlerde de Bodrum’da olacağım için ufak bir kriz yaşadık. Bodrum Acıbadem’e de gidebileceğimi söyledim ancak hemşireler doktorun mutlaka buradaki güvendiği doktoru görmemi isteyeceğini söylediler. En sonunda bir anlaşmaya varamadan çıktık. Çıktıktan yarım saat sonra cep telefonumdan aradılar ve tam uçağımızın olduğu günün sabahına randevu verebileceklerini söylediler. Deniz’le başbaşa uçacağımız için zaman geçtikçe beni korkutan bu seyahatin öncesinde adadan Bakırköy’e gidip, Bakırköy’den adaya dönüp, sonra Deniz’le tekrar Sabiha Gökçen’e gidecek olmak biraz moralimi bozmuş olsa da, yapacak bir şey yok diyerek randevuyu aldım. Böylece Temmuz’un başında ikili testi yaptırmış olacağız. Sonrasında da Temmuz’un 30’una kendi doktorumuza randevu aldık. İçten içe bu iki randevudan birinde artık cinsiyeti de öğrenir miyim diye heyecanlanıyorum. Hoş sağlıklı olduktan sonra kız veya erkek olmasının bir önemi yok ama insan yine de bir an önce öğrenmek istiyor 🙂

İkinci çocuk heyecanı: Kalabalıklaşıyoruz !

IMG_8867_2

Deniz’e hamile olduğumdan şüphelendiğim zaman yaptığım idrar testlerinin üç tanesinden ikisi negatif çıkmıştı. O yüzden eczanelerde satılan hamilelik testlerine olan güvenim sıfır. Bir de bu sefer tabi daha tecrübeliyim, adetime 1 gün kala ofisin yakınındaki polikliniğe gidip kan verdim. 1 saat sonra aldığım sonuçtaki Beta-HCG seviyesi alt sınır olan 39,1’in çok az üstündeydi: 39,72. Yine de bu değeri görmek hamile olduğuma emin olmama yetti. 4 gün sonra testi tekrarladığımda değerin 226,29’ya yükseldiğini gördüm ve arayıp doktorumdan randevu aldım. Hamileliğin daha çok başında olduğumuz için doktor hemen gitsem bile keseyi göremeyeceğimizi söyleyip, 3 hafta sonrasına randevu verdi. O upuzun 3 haftanın birinde otelde eğitimde olduğum için zaman nispeten hızlı geçti, yoksa nasıl dayanırdım bilmiyorum.

Doktorun odasına girdiğimizde heyecandan ölmek üzereydim. Keseyi görene kadar da kalbim pır pır atmaya devam etti. Ne zamanki o minik keseyi gördük ve kalp atışlarını dinledik, içim rahatladı. Doktorumuz her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Folik asit almaya ve egzersizlerime devam etmemi de ekledi. Yine 3 hafta sonrasına randevu alarak mutlu mesut hastaneden çıktık.

Bu arada, ikinci çocuk için hazır olduğumuza karar verdikten sonra hummalı bir doktor araştırmasına başlamıştım. Deniz’in doğum hikayesini okumuş olanların bileceği gibi, ilk doğumumdan ve de sezaryenden hiç mutlu değildim. O yüzden ssvd (sezaryen sonrası vajinal doğum) yapmayı kabul edecek ve de aynı zamanda doğum sigortamız oradan olduğu için evimize yakın Acıbadem’lerin birinde kadrolu çalışan bir doktor bulmam gerekiyordu. Birkaç doktorla görüşüp, muayene olduktan sonra sonunda bir tanesiyle elektriğimiz tuttu. SSVD’yi de deneyebileceğimizi söylediği için onunla devam etmeye karar verdim. İlk hamileliğimin 39. haftasında yaşadığım o büyük şoktan sonra, işi şansa bırakmamaya da kararlıyım. SSVD yapmasıyla meşhur, ancak Acıbadem’de çalışmayan başka bir doktora da ara ara kontrole gitmeyi planlıyorum.

Bir yandan da doktor dışındaki hazırlıklarda hiçbir eksik olmasın istiyorum. Bu hamileliğimde bir doula ile çalışmaya kesin kararlıyım. İçime sinen bir tanesiyle konuştuk, ilk fırsatta yüzyüze tanışacağız. Kundalini yoga dersleri veren liseden bir arkadaşımla geçen cumartesi Khalsa yoluyla hamilelik yogası yapmaya başladık. İlk ders hem zorlu hem de inanılmaz keyifli geçti. Ina May Gashkin’in “Doğuma Hazırlık Rehberi”ni de vapurla işe gidip gelirken, bir çırpıda yalayıp yuttum.

Önümde 9 ay var. Buradan hafta hafta gelişmeleri paylaşmayı planlıyorum. Bu seferki hamileliğimde elimden gelen her şeyi yapıp bebeğimi doğal doğumla kucağıma almak istiyorum. Yine de bir terslik/komplikasyon olursa tabii ki yapacak bir şey yok ama yine de en azından bana düşen her şeyi yaparsam, ilk seferki gibi bir hayal kırıklığı yaşamamayı umuyorum.