Hamilelik Günlüğü – 38. Hafta

38. hafta başladı ve artık ben de daha kaç kere bu yazıları yazacağımı merak etmeye başladım. Deniz’e hamileyken sıfır belirtiyle 39+1’de doğum yaptığım için şimdi sabırsızlıkla doğumun başlamasını bekliyorum. 39, 40, 41 derken 42’ye kadar gider miyiz diye de korkmuyor değilim 🙂 Bakalım Can Bey ne zaman gelmeye karar verecek.

38. hafta biterken, internetteki engin bilgilere göre Can 48 cm ve 3000 gram olmuş olmalı. İyice kocaman oldu. Hem yılbaşından önce gelmesin ve 2016’nın en küçüğü olacağına 2017’nin en büyüğü olsun istiyorum, hem de içten içe çok fazla büyümesin de kolaycacık doğsun istiyorum 🙂 Bir de şimdi bugün yarın doğmazsa; 31, 1 ve 2’sinde doktorum ve de doulam burada olmayacakları için, içten içe korkmuyor da değilim. Ama yine “amaaan su akar, yolunu bulur” demekten başka da çarem yok. Sağlıkla gelsin de, ne zaman gelirse gelsin.

Bu hafta Yansı bir gün bizim eve geldi ve hem doğum tercihlerim hakkında uzun uzun konuştuk, hem de doğum dalgalarıyla başa çıkmamda yardımcı olacak bazı nefes egzersizleri üzerinde çalıştık. Deniz asla ve asla yanımızdan ayrılmadığı için de bu güzel fotoğrafları çekebildik. Gerçi bir ara dayanamayıp, ablasıyla onu anneannenin evine kedilerin maması bitmiş mi diye bakmaya da gönderdik. Yoksa çalışmalarımızı bütün gün uğraşsak yine de bitiremezdik.

Başka bir gün doğum filmini çekecek olan Düğme Film‘den Büşra ile bir araya geldik. Deniz’in filminde ikinci bölümü adaya taşınmamız olarak çekmiştik. Şimdi ne yapsak bilemiyorum. Kış olduğu için evin içerisinde bir çekim hiç cazip gelmiyor. Büşra istersek bekleyip ilkbaharda yine adaya taşınırken çekim yapabileceğimizi söyledi. Bebek yenidoğan halinden çıkmış olacak belki, ama yine de güneşli bir güne denk getirebilirsek ada çekiminin filme ayrı bir hava katacağı da kesin. Şimdilik bunun kararını sonraya bıraktık. Öncelikle doğum kısmını atlatıp, buna ilerleyen zamanlarda karar vereceğiz.

Onun dışında günlerimiz Deniz’le birlikte balayı tadında geçiyor. Her sabah uyandığında istisnasız “annecim sen artık işe gitmeyecek misin?” diye sorup, ben de “hayır bir süre gitmeyeceğim, evdeyim, seninle oyun oynayacağız” deyince mutluluktan havalara uçuyor. Kardeşi doğunca tabi daha uykusuz, perişan ve yorgun olacağım ama şimdilik onunla bolca oyun oynamaya çalışıyorum, o da acayip mutlu oluyor.

Aslında ilk doğumum normal olsaydı, bu seferki doğumumda mutlaka etrafımda olmasını isterdim. Youtube’da rahatlıkla bulunabilen doğal ev doğumu videolarında evin diğer çocukları da akışın bir parçası oluyor. Sonuçta doğum da doğanın normal bir olayı olduğu için, çocukları uzaklaştırmıyorlar. Annesiyle doğum havuzuna girip ona minik elleriyle masaj yapan bir ufaklık bile gördüm. Ancak ben ssvd deneyeceğim için ve de ortada bariz bir risk olduğu için ne yazık ki bu hayalimi gerçekleştiremeyeceğim. O yüzden planlarımızı en azından bebeği mutlaka ilk önce Deniz’in göreceği şekilde yapmaya çalışıyoruz. Serkan dört büyüklerin gazabından çok korksa da, ben yeni bir torun heyecanıyla biraz geç haberdar olmaya çok kızmayacaklarını umuyorum 🙂

Hamilelik Günlüğü – 21. Hafta

21. Hafta çok çok çok yoğun geçti. Son dakika kararıyla adadan Ataköy’e dönüş yapmaya karar verince gecemiz gündüzümüz birbirine girmiş oldu. Benim çok yorulmamı istemedikleri için evdekiler beni dinlendirmeye çalıştılar ama tabii işler öyle olmuyor. İnsan hele ki anneyse ille de IMG_7059.yoruluyor. Neyse ki son dakika kararı olmasına rağmen çok da korktuğumuz gibi olmadı. Ben zaten Ağustos başından beri her hafta Serkan ile eve bir valiz gönderiyordum. O yüzden kıyafet olarak çok az eşya kalmıştı. Ivır ızırları toplayıp, buzdolabını da boşalttıktan sonra hazırdık. Ataköy’e döner dönmez hızlıca bir İkea alışverişini de araya sıkıştırdık ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı İkea’da geçirdik. Ben işte asıl o gün yoruldum. Neyse ki ertesinde işe sadece 3 gün gittim de 5 gün kabusunu yaşamamış oldum. Bütün bu hengame içerisinde de aslında hamileliğe çok konsantre olamadım. Belki de iyi bile olmuştur. Deniz’e hamileyken o kadar çok ama o kadar çok düşünüyordum ki, sonunda ben de yoruluyordum. Şimdi sanki bir yandan hayat devam ederken bir yandan da içimde bir bebek büyüyor. Böylesi kesinlikle daha rahat ve kolay.

Bebeğimiz artık büyükçe bir havuç kadar olmuş. Hem de artık benim yediğim yiyeceklerin tadını da alabiliyormuş. Çikolata yiyip, sonrasında minik tekmeler yemeyi çok özlemiştim. Bundan sonrasının çok daha keyifli olacağına eminim. Şimdi artık Serkan’ın ve Deniz’in de ellerini göbeğime koyduklarında bebeği hissedecekleri ve hatta görecekleri günleri sabırsızlıkla bekliyorum. Aslında bir yandan da başka çocuk düşünmediğimiz için hamilelik sürecinin hiç bitmesini istemiyorum. Tadına vara vara keyifle geçirmek istiyorum. Ama işte diğer yandan kendimi tutamıyorum, sürekli bir sonraki aşamanın gelmesini istiyorum. Bakalım doğum yaklaştıkça bu hevesim devam edecek mi 🙂