Hamilelik Günlüğü – 29. Hafta

29. Hafta ultra yoğun geçti. Haftasonu İDA‘nın Keşkesiz Doğuma Hazırlık eğitimine katıldık. Gerçekten çok memnun kaldık. Ödediğimiz paranın her kuruşuna değdi. Sabah 10’dan akşam 7’ye kadar sürüyor olmasına rağmen hiç sıkılmadık. Günün nasıl geçtiğini anlamadık. Bir ara ilk doğumumdaki keşkelerin hepsine o kadar üst üste vurgu yapıldı ki gözlerim bile doldu. İkinci doğumuma sahip çıkma konusunda son derece kararlıyım! Sınıfta sadece iki tane ssvd adayıydık, geri kalan bütün hamileler ilk çocuklarını bekliyorlardı.

İki gün boyunca kafamda doktora sormak isteyeceğim tüm sorular çok güzel şekillendi. Sürekli yeni yeni eklenen soruları yazarak güzel bir liste çıkardım ve çarşamba img_8481günkü muayeneyi beklemeye başladım. Bu arada ofiste işler gerçekten çok yoğun. Pazartesi günü tüm gün toplantıdaydım, akşam da eve gidince Deniz’le ilgilenip bayıldım. Salı sabahı birden en son ne zaman bir kıpırtı hissettiğimi hatırlayamadım. Bir paket Damak yedim ama yine tık yok. Sonrasında çok hafif bir iki kıpırtı oldu ama normalde tekmeler taklalar atan bebek yine de çok sakindi. İnanılmaz korktum. Öğleden sonra da bir paket biskolata yedim ama yine beklediğim tepkiyi alamadım. Eve gidince koltuğa uzanıp beklemeye karar verdim. Bir de apartmanın merdivenlerinden çıkarken başım dönüp diz üstü yere kapaklanınca sabahtan beri zaten bozuk olan moralim iyice bozuldu, başladım ağlamaya. Neyse ki göbeğimi falan vurmadım, avuç içlerim ve dizlerimin üzerine düştüm ama tabi çok korktum. Bir de kendimi kasmışım, hala kol kaslarım ağrıyor. Serkan hemen eve geldi. Bebek de hafif hafif de olsa kıpırdanmaya başladı. Ama yine de mutsuz ve keyifsiz bir akşam oldu.

Çarşamba sabahı not defterimi yanıma aldım ve hastaneye gittik. Kontrol çok güzel geçti. Oğlumuz 1.200 gram ve 37 cm olmuş. Her şey yolunda gözüküyor. Ancak sorulara geçtiğimiz zaman işler tersine döndü. İlk soru olarak “bir doula ile çalışmak istiyorum, siz bunu kabul ediyor musunuz?” diye sordum. Doktorumuz Cihat Bey ise “ben dula, zula, öyle şeyleri kabul etmiyorum. Bizim ekibimizde de kabul eden bulamazsın” diyerek kollarını önünde kavuşturdu. Zaten bu o kadar moral bozan bir tepkiydi ki diğer sorularımı sormaya bile korktum. Tek tek detaylara girmeyeyim ama sorduğum soruların hiçbirine tatmin edici bir¨yanıt alamadım. Sadece “eğer olası bir acil sezaryen durumunda baba ten tene temas yapabilir mi” ve “plasentamı alabilir miyim?” sorularına “evet, tabii” gibi net ve beklediğim yanıtları verdi ancak onun dışında bütün güvenimi alt üst eden yanıtlar aldım. Aslında “hayır, olmaz” diye yanıt vermedi ancak bunun da sonrasında “Acıbadem gibi A Plus bir hastanede bana hayır dediler” diyemeyeyim diye olduğunu düşünüyorum. İşin özeti, Cihat Bey kibarca bakış açısını belirtmiş oldu.

Muayeneden çıkıp bir alt kattaki laboratuvara şeker yükleme testi için gittiğimizde, Serkan ile birlikte çoktan doktor değiştirmemiz gerektiğinde hemfikir kalmıştık. Ama tabi doğum poliçemiz Acıbadem Hastanelerindeki kadrolu doktorları limitsiz olarak karşıladığı için ve Acıbadem kapsamında da doğal doğuma pozitif yaklaşan birini bulmak çok zor olduğu için şimdi dışarıdan bir doktor aramak durumundayız ve bu da bize maddi olarak ek bir yük getirecek. Hemen İDA’yı arayıp Hakan Bey’lerin ekibinin fiyatını aldık ancak onların paket (doktor, ebe ve doğum psikoloğu) fiyatı bizim bütçemizin çok çok üstünde kaldı. Şimdi kara kara doktor arıyoruz. Bu arada sanırım hastane de değiştirmek durumunda kalacağız, çünkü Fulya Acıbadem istediğimiz şartlara daha uygun gibi gözüküyor. Bugün Bakırköy Acıbadem’in doğum katına da çıktık ve gezdirmelerini rica ettik. SSVD deneyeceğimi söyleyince oradaki ebe “Cihat Hoca bunu kabul etti mi yani ? Çok riskli…” diyerek gözlerini devirince, koşa koşa uzaklaşmak istedim.

Şimdi yeni bir doktor arıyoruz ve bu doktor/hastane değişiminin bize kaç paraya mal olacağını hesaplamaya çalışıyoruz. Hafta sonu önümüze kağıt kalem alıp bir hesap yapmamız gerekecek ve önümüzü daha net görebileceğiz.

Laboratuvar sonuçları da gün içerisinde geldi. Şeker yükleme testinin sonucu 133 olarak gözüküyor. Henüz hastaneden aramadılar ama internetten baktığım kadarıyla üst limit 140’mış, o yüzden içim rahatladı. Yalnız kan değerlerim alt limitin altında çıktı ona biraz şaşırdım. Demir hapı kullanıyor olmama rağmen resmen kansızmışım. Sanırım biraz daha fazla kan yapıcı şeyler yemem lazım.

Yirmili haftaları geride bırakırken çok zor ve uzun geçen bir son hafta oldu. Otuzlu haftalarda umarım her şey yolunda gider 🙂

Hamilelik Günlüğü – 28. Hafta

28. Hafta arkadaşlarımızın düğünüyle başladı. Koca göbeğimle bir iki kez piste çıkmış olsam da aslında çok yoruldum ve zamanımın çoğunu masadan pisti izleyerek geçirdim. Sonrasında da hızlı bir pazar gününden sonra kendimi yine bir otelde buldum. 1

hafta süren eğitimlerimizin neyse ki sonuncusundayım. Sürekli otelde kalıyor olsak da hem eğitim programı çok yoğun olduğu için, hem de kalan zamanlarda günlük işlere bakmam gerektiği için bu eğitim haftalarında ekstra yoruluyorum. Bu sefer Deniz’den ayrılmak da çok çok zor geldi. Pazar akşamı oturdum, gitmek istemiyorum diye hüngür hüngür ağladım. Neyse ki şu anda oteldeki son gecemden yazıyorum. Bundan sonra olsa olsa 2-3 günlük eğitimler olur. Bu şekilde bir haftalık değil…

Otelde yatmaktan mı bilmiyorum ama göbeğim her geçen gün daha çok büyüyor gibi geliyor. Internette patlıcan kadar olduğu yazıyor ama herhalde bu amerikalıların hormonlu kocaman patlıcanları olsa gerek.img_3810 Bizim tam mevsimindeki patlıcanlar kadarsa ve benim de göbeğe bakılırsa, bir değil en az iki tane olmaları lazım.

Bu arada artık üçüncü trimester’dayız. Son düzlüğe girdik yani. Bundan sonra Brixton-Hicks denen yalancı kasılmaların hissedilebileceği yazıyor. Ben Deniz’e hamileyken hiç öyle bir şeyler hissetmediğim için yine beklemiyorum ama tabi yine de belli olmaz. Bu seferki hamileliğim yine az da olsa farklı ilerliyor. Belki yalancı kasılmaları da hissedeceğim tutar.

Bu haftasonu İstanbul Doğum Akademisi’nin verdiği Keşkesiz Doğuma Hazırlık Eğitimi‘ne gideceğiz. Bir yandan tam 1 hafta otelde kaldıktan sonra tam Deniz’e kavuşmuşken, hem cumartesi hem pazar sabah 10’dan akşam 7’ye kadar ne yapacağız acaba diye biraz moralim bozulsa da, bir yandan da çok heyecanlıyım. Neler anlatacaklarını çok merak ediyorum. Eğitimleri ya Nişantaşı ya da Bağdat Caddesi’ndeki yerlerinde veriyorlarmış. Bizim bu hafta için kayıt olduğumuz eğitim Nişantaşı’nda ve teyzemin evine de çok yakın. O yüzden yarın akşamdan gidip hafta sonu teyzemde kalacağız. Hem biz kurstayken onlar Deniz’le ilgilenebilecekler hem de bize de minik bir değişiklik olmuş olacak. Birkaç gün önce kurstan önce neler yapmamız gerektiğini anlatan uzun bir e-mail gönderdiler. İçerisinde 33 sayfalık gitmeden okunması gereken bir makalenin yanısıra bir de 3 soruluk anketimsi bir ödev vardı. Sorulardan bir tanesi de kendi doğumumuz hakkında ve o soruyu doldururken aslında annemin de beni ne kadar tramvatik bir şekilde doğurmuş olduğunu ve ne kadar çok yanlışlar yapıldığını tekrar anlamış oldum. Doğumların bu kadar ticarileşmiş olmaları ne kadar acı…

Bazen keşke ilk doğumumda da bu kadar bilinçli olabilseydim diye çok hayıflanıyorum ama sonra geriye dönüp baktığımda aslında kitaplar okudum, internetten blogları takip ettim, kendimce bir çok araştırma da yaptım. Sonrasında ne oldu da kendimi ameliyathane masasında buldum bazen hala anlayamıyorum. Şimdi bu sefer, bu kadar hazırlık yaptıktan sonra umarım ssvd yapmayı başarabilirim ve bu zinciri kırıp ileride kızıma da doğal olan yolu gösterebilirim.

 

İkinci çocuk heyecanı: Kalabalıklaşıyoruz !

IMG_8867_2

Deniz’e hamile olduğumdan şüphelendiğim zaman yaptığım idrar testlerinin üç tanesinden ikisi negatif çıkmıştı. O yüzden eczanelerde satılan hamilelik testlerine olan güvenim sıfır. Bir de bu sefer tabi daha tecrübeliyim, adetime 1 gün kala ofisin yakınındaki polikliniğe gidip kan verdim. 1 saat sonra aldığım sonuçtaki Beta-HCG seviyesi alt sınır olan 39,1’in çok az üstündeydi: 39,72. Yine de bu değeri görmek hamile olduğuma emin olmama yetti. 4 gün sonra testi tekrarladığımda değerin 226,29’ya yükseldiğini gördüm ve arayıp doktorumdan randevu aldım. Hamileliğin daha çok başında olduğumuz için doktor hemen gitsem bile keseyi göremeyeceğimizi söyleyip, 3 hafta sonrasına randevu verdi. O upuzun 3 haftanın birinde otelde eğitimde olduğum için zaman nispeten hızlı geçti, yoksa nasıl dayanırdım bilmiyorum.

Doktorun odasına girdiğimizde heyecandan ölmek üzereydim. Keseyi görene kadar da kalbim pır pır atmaya devam etti. Ne zamanki o minik keseyi gördük ve kalp atışlarını dinledik, içim rahatladı. Doktorumuz her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Folik asit almaya ve egzersizlerime devam etmemi de ekledi. Yine 3 hafta sonrasına randevu alarak mutlu mesut hastaneden çıktık.

Bu arada, ikinci çocuk için hazır olduğumuza karar verdikten sonra hummalı bir doktor araştırmasına başlamıştım. Deniz’in doğum hikayesini okumuş olanların bileceği gibi, ilk doğumumdan ve de sezaryenden hiç mutlu değildim. O yüzden ssvd (sezaryen sonrası vajinal doğum) yapmayı kabul edecek ve de aynı zamanda doğum sigortamız oradan olduğu için evimize yakın Acıbadem’lerin birinde kadrolu çalışan bir doktor bulmam gerekiyordu. Birkaç doktorla görüşüp, muayene olduktan sonra sonunda bir tanesiyle elektriğimiz tuttu. SSVD’yi de deneyebileceğimizi söylediği için onunla devam etmeye karar verdim. İlk hamileliğimin 39. haftasında yaşadığım o büyük şoktan sonra, işi şansa bırakmamaya da kararlıyım. SSVD yapmasıyla meşhur, ancak Acıbadem’de çalışmayan başka bir doktora da ara ara kontrole gitmeyi planlıyorum.

Bir yandan da doktor dışındaki hazırlıklarda hiçbir eksik olmasın istiyorum. Bu hamileliğimde bir doula ile çalışmaya kesin kararlıyım. İçime sinen bir tanesiyle konuştuk, ilk fırsatta yüzyüze tanışacağız. Kundalini yoga dersleri veren liseden bir arkadaşımla geçen cumartesi Khalsa yoluyla hamilelik yogası yapmaya başladık. İlk ders hem zorlu hem de inanılmaz keyifli geçti. Ina May Gashkin’in “Doğuma Hazırlık Rehberi”ni de vapurla işe gidip gelirken, bir çırpıda yalayıp yuttum.

Önümde 9 ay var. Buradan hafta hafta gelişmeleri paylaşmayı planlıyorum. Bu seferki hamileliğimde elimden gelen her şeyi yapıp bebeğimi doğal doğumla kucağıma almak istiyorum. Yine de bir terslik/komplikasyon olursa tabii ki yapacak bir şey yok ama yine de en azından bana düşen her şeyi yaparsam, ilk seferki gibi bir hayal kırıklığı yaşamamayı umuyorum.