Doğum için Hastane Çantası

35. haftanın içindeyken hastane çantasını da hazırladım ve galiba artık Can’ın gelmesine hazırım. Ama hemen gelmesin tabii, içeride kaldığı her anın ona img_9652faydası var. Yine de hastane çantasını hazırladığım için artık içim rahat. Sanki sürekli bir şeyler eksikmiş hissinden de böylece kurtulmuş oldum.

Deniz’in hastane çantasını yaparken internetteki bloglarda ne buldumsa okumuş, ne gördümse koymuştum. O yüzden de ortaya pek kalabalık, sanki iki haftalığına tatile gidiyormuşuz gibi bir görüntü çıkmıştı. Şimdi yine bloglardan esinlendim ama bu sefer neye ihtiyacım olacağını çok net bildiğim için çanta içeriği de az ve öz oldu. Acıbadem Hastanelerinin birçok şeyi (örneğin anne için banyo havlusu, şampuan, hasta pedi, süt artırma çayı, bebek için kıyafet, vb.) zaten veriyor olması da işimi kolaylaştırdı ve ortaya aşağıdaki liste çıktı.

Anne listesi:

  • Çorap: Deniz yazın doğduğu için o zaman koymamıştım ama şimdi kışa denk geldiği için iki çift en yumoş kış çoraplarından koydum
  • Diş fırçası & macunu
  • El kremi
  • Emzirme Sütyeni: Bir tane siyah bir tane de beyaz olarak koydum
  • Gecelik & Pijama: İki gecelik, bir de pijama koydum
  • Göğüs pedi
  • Göğüs ucu kremi
  • İç çamaşırı
  • Sabahlık & Hırka: Bir tane kalın polar sabahlık ile bir tane babaannemin ördüğü lizözlerden koydum
  • Kıyafet: Hastane’den çıkarken giymek için bir set kıyafet
  • Terlik: Oysho’dan aldığım pofidik terlikleri koydum
  • Hurma: Facebook’taki ssvd grubundan öğrendiğim kadarıyla hurma yemek doğumu kolaylaştırıyormuş. O yüzden biz buzdolabı poşetiyle hurma da koydum. Annemler görürse acayip dalga geçerler, o yüzden kimseye de söylemedim 🙂
  • Kirli Torbası
  • Dudak Nemlendiricisi
  • Lohusa Tacı: Deniz’e hamileyken Bakırköy’deki bir bijuteriden aldığım ince ve sade olan taç duruyordu, yine onu kullanacağım.
  • Misafir Havlusu: Soğuk suyla ıslatıp üzerine Yasemin yağı damlatıp, doğum sırasında rahatlamak için kullanmayı planlıyorum. İki tane ufak koydum.
  • Ped: Aslında hastane veriyor ama ben yine de birkaç adet ayırıp valize koydum.
  • Termal Su: Günlük hayatımda özellikle yazın çok kullandığım bu termal sulardan da bir tane koydum. Doğum sırasında yardımcı olabilir diye düşündüm.
  • Yasemin Yağı
  • Meryem Ana Eli Otu: Yine ssvd grubundan öğrendiğim bu ot, doğum başladığında suya konuyor ve ot suyun içerisinde açıldıkça rahimin de kolayca açılacağına inanılıyor. Hatta doğuran kadının da otun konduğu sudan biraz içmesi gerekiyormuş. Doğum bittikten sonra otu mutlaka sudan çıkartmak gerekiyor. Sudan çıkınca açıldığı gibi kendiliğinden kapanıyormuş.
  • Tarak

Bebek listesi:

  • Ağız bezi: Aslında ilk seferde de kullanmamıştım ama yine de dayanamayıp iki tane koydum
  • Battaniye: Bir tane ince müslin bezlerinden bir tane de kalın kışlık battaniye
  • Hastane çıkış seti: Ne olur ne olmaz diyerek iki adet koydum.
  • Yenidoğan oto koltuğu
  • Emzik: Deniz emzik almadığı için özellikle uykuya geçişlerde o kadar çok zorlanıyorduk ki bu sefer hastane valizine bile iki adet koydum; ama hemen doğum sonrası verir miyim çok emin değilim.
  • Yenidoğan bezi: Bu da hastanenin verdiği şeylerden biri ama ben yine de kendimi güvende hissetmek için paketi açıp üç adedini valize koydum
  • Yenidoğan ıslak mendil: Buna da ne hastanede ne de hastaneden eve giderken ihtiyacımız olacağını sanmıyorum ama yine bir paket koydum.

Umarım unuttuğum/atladığım bir şey yoktur ama varsa da bir şekilde hallolur diye düşünüyorum. Bebeğin zaten doğduğunda annesinden başka hiçbir şeye ihtiyacı yok. Anne de bir iki gün eksiklerle idare edebilir.

The Guardian’ın 2016 yılının Ocak ayında yayınladığı, farklı ülkelerden farklı kadınların doğuma giderken hastane çantalarına neler koyduklarının fotoğrafları beni çok etkilemişti. Malawi’de yaşayan hamile bir kadının, doğumuna giderken, bebeğin kordonun kesilmesi için yanında jilet götürmesi gerekliliği beni çok sersemletmişti. O yüzden yanıma almayı unutacağım hiçbir şeyin hayatımızı etkileyemeyeceğinin rahatlığında olmak çok güzel.

Hamilelik Günlüğü – 29. Hafta

29. Hafta ultra yoğun geçti. Haftasonu İDA‘nın Keşkesiz Doğuma Hazırlık eğitimine katıldık. Gerçekten çok memnun kaldık. Ödediğimiz paranın her kuruşuna değdi. Sabah 10’dan akşam 7’ye kadar sürüyor olmasına rağmen hiç sıkılmadık. Günün nasıl geçtiğini anlamadık. Bir ara ilk doğumumdaki keşkelerin hepsine o kadar üst üste vurgu yapıldı ki gözlerim bile doldu. İkinci doğumuma sahip çıkma konusunda son derece kararlıyım! Sınıfta sadece iki tane ssvd adayıydık, geri kalan bütün hamileler ilk çocuklarını bekliyorlardı.

İki gün boyunca kafamda doktora sormak isteyeceğim tüm sorular çok güzel şekillendi. Sürekli yeni yeni eklenen soruları yazarak güzel bir liste çıkardım ve çarşamba img_8481günkü muayeneyi beklemeye başladım. Bu arada ofiste işler gerçekten çok yoğun. Pazartesi günü tüm gün toplantıdaydım, akşam da eve gidince Deniz’le ilgilenip bayıldım. Salı sabahı birden en son ne zaman bir kıpırtı hissettiğimi hatırlayamadım. Bir paket Damak yedim ama yine tık yok. Sonrasında çok hafif bir iki kıpırtı oldu ama normalde tekmeler taklalar atan bebek yine de çok sakindi. İnanılmaz korktum. Öğleden sonra da bir paket biskolata yedim ama yine beklediğim tepkiyi alamadım. Eve gidince koltuğa uzanıp beklemeye karar verdim. Bir de apartmanın merdivenlerinden çıkarken başım dönüp diz üstü yere kapaklanınca sabahtan beri zaten bozuk olan moralim iyice bozuldu, başladım ağlamaya. Neyse ki göbeğimi falan vurmadım, avuç içlerim ve dizlerimin üzerine düştüm ama tabi çok korktum. Bir de kendimi kasmışım, hala kol kaslarım ağrıyor. Serkan hemen eve geldi. Bebek de hafif hafif de olsa kıpırdanmaya başladı. Ama yine de mutsuz ve keyifsiz bir akşam oldu.

Çarşamba sabahı not defterimi yanıma aldım ve hastaneye gittik. Kontrol çok güzel geçti. Oğlumuz 1.200 gram ve 37 cm olmuş. Her şey yolunda gözüküyor. Ancak sorulara geçtiğimiz zaman işler tersine döndü. İlk soru olarak “bir doula ile çalışmak istiyorum, siz bunu kabul ediyor musunuz?” diye sordum. Doktorumuz Cihat Bey ise “ben dula, zula, öyle şeyleri kabul etmiyorum. Bizim ekibimizde de kabul eden bulamazsın” diyerek kollarını önünde kavuşturdu. Zaten bu o kadar moral bozan bir tepkiydi ki diğer sorularımı sormaya bile korktum. Tek tek detaylara girmeyeyim ama sorduğum soruların hiçbirine tatmin edici bir¨yanıt alamadım. Sadece “eğer olası bir acil sezaryen durumunda baba ten tene temas yapabilir mi” ve “plasentamı alabilir miyim?” sorularına “evet, tabii” gibi net ve beklediğim yanıtları verdi ancak onun dışında bütün güvenimi alt üst eden yanıtlar aldım. Aslında “hayır, olmaz” diye yanıt vermedi ancak bunun da sonrasında “Acıbadem gibi A Plus bir hastanede bana hayır dediler” diyemeyeyim diye olduğunu düşünüyorum. İşin özeti, Cihat Bey kibarca bakış açısını belirtmiş oldu.

Muayeneden çıkıp bir alt kattaki laboratuvara şeker yükleme testi için gittiğimizde, Serkan ile birlikte çoktan doktor değiştirmemiz gerektiğinde hemfikir kalmıştık. Ama tabi doğum poliçemiz Acıbadem Hastanelerindeki kadrolu doktorları limitsiz olarak karşıladığı için ve Acıbadem kapsamında da doğal doğuma pozitif yaklaşan birini bulmak çok zor olduğu için şimdi dışarıdan bir doktor aramak durumundayız ve bu da bize maddi olarak ek bir yük getirecek. Hemen İDA’yı arayıp Hakan Bey’lerin ekibinin fiyatını aldık ancak onların paket (doktor, ebe ve doğum psikoloğu) fiyatı bizim bütçemizin çok çok üstünde kaldı. Şimdi kara kara doktor arıyoruz. Bu arada sanırım hastane de değiştirmek durumunda kalacağız, çünkü Fulya Acıbadem istediğimiz şartlara daha uygun gibi gözüküyor. Bugün Bakırköy Acıbadem’in doğum katına da çıktık ve gezdirmelerini rica ettik. SSVD deneyeceğimi söyleyince oradaki ebe “Cihat Hoca bunu kabul etti mi yani ? Çok riskli…” diyerek gözlerini devirince, koşa koşa uzaklaşmak istedim.

Şimdi yeni bir doktor arıyoruz ve bu doktor/hastane değişiminin bize kaç paraya mal olacağını hesaplamaya çalışıyoruz. Hafta sonu önümüze kağıt kalem alıp bir hesap yapmamız gerekecek ve önümüzü daha net görebileceğiz.

Laboratuvar sonuçları da gün içerisinde geldi. Şeker yükleme testinin sonucu 133 olarak gözüküyor. Henüz hastaneden aramadılar ama internetten baktığım kadarıyla üst limit 140’mış, o yüzden içim rahatladı. Yalnız kan değerlerim alt limitin altında çıktı ona biraz şaşırdım. Demir hapı kullanıyor olmama rağmen resmen kansızmışım. Sanırım biraz daha fazla kan yapıcı şeyler yemem lazım.

Yirmili haftaları geride bırakırken çok zor ve uzun geçen bir son hafta oldu. Otuzlu haftalarda umarım her şey yolunda gider 🙂