Adım Adım: Aylık Bebek ve Çocuk Gelişim Setleri

Adım Adım Aylık Bebek ve Çocuk Gelişim Setleri’ni daha önce Instagram’dan görmüş ancak açıkçası ön yargılı bir şekilde para tuzağı olduğunu düşünerek çok incelememiştim. Sonrasında Deniz’le birlikte gittiğimiz bir arkadaş gezmesinde evdeki 13 aylık bebeğin adım adım kutularını görünce tek kelimeyle hayran oldum. Onlar setlerin başladığı 9 aylıktan itibaren üye olmuşlar. O yüzden evlerinde 4 farklı kutu vardı. Her kutudaki oyuncakların çeşitliliği inanılmaz hoşuma gitti.

Bu setler Adım Adım Görsel Eğitim Setleri diye de geçiyor. Pedagog ve psikologlar tarafından hazırlanmış ve bebeklerin aylık gelişimlerine uygun olacak şekilde aktiviteler içeriyor. Bu aktiviteler okuma kitabı, boyama sayfaları, top, balon, boyama kalemi, vb. bir çok şey olabiliyor. Adım adım setlerini internetten satın aldıktan sonra her ay setler ayağınıza kadar geliyor. 6, 12 ve 15 aylık abonelikler var. Örneğin başlangıç için “Deneme” seti diye de geçen 6 aylık bir abonelik var. Ancak ben zaten görüp çok memnun kaldığım için direk 15 aylık olan aboneliği seçtim.IMG_4351

Abone olduktan birkaç gün sonra hemen 19. ay seti elime ulaştı. IMG_4353Eve gitmeyi bekleyemeden daha ofisteyken hemen açıp bakmak istedim. İçinden ne çıkacağını düşünürken bile çocuk gibi heyecanlandım. Deniz henüz anlamıyor ancak biraz daha büyüdükçe onun da heyecanla bu aylık paketleri dört gözle bekleyeceğine adım gibi eminim.IMG_4363

19 ay paketinin içerisinden 1 tane “Bedenimi Keşfediyorum” konulu bir aktivite kitabı/defteri, 3 parçalı bir maymun puzzle’ı (ki Deniz buna ba-yıl-dı), 1 tane kırmızı boyama kalemi, Vücudum isimli bir okuma kitabı, bir tane turuncu bardak, 1 ince masal kağıdı ve bir tane de maraka çıktı. Puzzle başta olmak üzere hepsiyle bol bol oynadı. Aktivite kitabının içerisindeki sayfalarda da farklı farklı oyun fikirleri olduğu için benim ofiste olduğum zamanlarda ablasıyla oyalanmak için bir çok yeni fikir bulmuş oldular.

19. ayımız tamamlanır tamamlanmaz 20.ay paketi ofise gelmişti bile. Ben yine büyük bir heyecanla eve gitmeyi dayanamadan paketi açtım. Bir önceki ayın konsepti “vücudumuz”du; bu ayın konsepti de “yemek”. Yine bir aktivite kitabı/defteri, bir turuncu bir de sarı boyama kalemi, ince masal kağıdı, iki renk oyun hamuru, iki adet balon (çocuklar ve balon konusunda çok pimpirikli olduğum için paketten çıktığı anda çöpü boyladılar) ve yine yemek konulu bir okuma kitabı çıktı. Deniz de oyun hamuruyla da böylece ilk defa tanışmış oldu. İlk başta çok tedirgin yaklaştı. Dokunup dokunup elini geri geçti. Ancak sonrasında alıştıkça sevmeye başladı. Şimdilik şekiller yapamıyor tabii ama yine de hamurlarla oynamaktan çok keyif alıyor.

Setlerin içerisinden ayrıca çocuğun o ayki gelişimiyle ilgili bilgiler, o ay yapması gerekenler (örneğin 20 aylık bir bebek artık 20 kelime söyleyebiliyor olmalıymış) ve ayrıca anne ve babalara faydalı olabilecek ufak yazılar da çıkıyor. Biz şimdilik iki paket aldık ve ikisinden de çok memnun kaldık. Bir sonraki paketin geleceği günü şimdiden dört gözle bekliyoruz. Artık ofiste açmayıp Deniz’le birlikte evde açmak için de sabretmeyi de öğrenmem gerekiyor sanırım 🙂

Adım Adım Setlerinin tanıtım filmi:

Haftalık Aktivite Önerisi: Pazar Alışverişi

Ailecek yaz kış meyve, sebze ve balık alışverişimizi pazardan yapmaya gayret ediyoruz. Ben çocukluğumdan beri pazara gittiğim için pazar atmosferini de ayrıca çok seviyorum. Migros ve benzeri süpermarketlerde hiç bulamadığım bir sıcaklık var pazarlarda. Bolluk, bereket ve ucuzluk da cabası. Iphone 21.06.15 210Deniz’i de ilk kez 10 aylıkken adadaki pazara götürmeye başladık. 19 Mayıs tatili Salı’ya denk geldiği için ben de evdeydim ve böylece çok sevdiğim Kınalıada pazarının da sezonunu birlikte açmış olduk. Sonrasında yaz boyunca Deniz her hafta mutlaka anneannesiyle pazara gitti. O yüzden de adadaki pazarcıların göz bebeği oldu. Mutlaka elinde bir meyve veya salatalık ve üzerinde bir sürü lekeyle (örnek: karadut!) eve dönüyordu.

Iphone 21.08.15 309

Iphone 13.08.15 120 Iphone 13.08.15 124Yaz bitip de kışlığa taşınınca Deniz’i bu keyiften mahrum etmek istemedim ve biz de Pazar günleri kurulan Merter pazarına gitmeye başladık. Hem eve çok yakın hem de annemin eczanesinin Merter’de olmasından dolayı tüm pazarcıları çocukluğumdan beri tanıyorum. 845O yüzden de her hafta en taze balıkları yiyerek en taze meyve ve sebzeleri alabiliyoruz. Bir süre sonra Deniz bizim pazar arabasına sulanmaya başlayınca Imaginarium’dan ona da boyutuna uygun bir pazar arabası aldık. Şimdi her hafta arabasını çeke çeke pazara gidiyor ve bol bol meyve yiyor. Pazarda Deniz’i o kadar çok seviyorlar ki her tezgahta mutlaka eline yemesi için bir şey sıkıştırıyorlar. O da bir sağa bir sola koşturup gördüğü her değişik şeyi tatmak/denemek istiyor. Olur da yağmurlu bir hava olup Deniz’i yanımızda götürmezsek mutlaka her tezgahtan azar işitiyoruz.

Iphone 16.12.15 874

Şimdi kış sona doğru yaklaşıyor ve biz de dört gözle adaya taşınacağımız zaman için gün sayıyoruz. Yine Merter Pazarı’na bir sonraki kışa kadar hoşçakal diyerek Kınalıada Pazarı’na gitmeye başlayacağız.

Bu pazar gezileri sayesinde Deniz farkında olmadan hem meyve ve sebzeleri tadıyor hem de öğreniyor ve seviyor. Biraz büyüdükçe yavaş yavaş o aldığımız ürünlerle yemek yapma aşamasına da katıldıkça daha da çok keyif alacağına eminim. Bu yaz barbunya ayıklamaya yardım edebilecek kadar büyümüş olacak mesela. Böyle böyle alışarak yemek seçmeyen bir çocuk olmayacağını umut ediyorum.. Çünkü çocuklar kendileri yaparak öğrendikleri şeyleri reddetmeye daha az meyilli oluyorlar ve keyif alarak öğrendiklerinde daha mutlu oluyorlar.
Iphone 16.12.15 879

Hızlı Eminönü Turu – Oyuncak ve Kitap Alışverişi

Deniz 9 aylıkken Mothercare’den ona bir top havuzu almıştık. Ancak içerisinden çok az top çıkmıştı. O yüzden ek 100 tane daha top almıştık ancak onlar da benim gözüme az gözüktü. Bana top havuzu dendiği zaman aklıma hala biz küçükken Galleria Alışveriş Merkezi’nin içerisindeki Fame City’de yer alan kocaman top havuzu geliyor. Artık yaşım büyüdüğü zaman bile annemlerin “kardeşine mukayyet olacak” ricasıyla giriyordum ve çok ama çok eğleniyordum. O top havuzunda eğlendiğim zamanları hiç unutamıyorum. O yüzden uzun zamandır evdeki küçük top havuzumuza çok daha fazla top almak istiyordum. Geçen gün internette biraz baktım ama hem internette yazan boyutlardan (7 cm – 9 cm,vb.) bir şey anlamadım hem de o plastik topların fiyatları gözüme pahalı gözüktü. O yüzden iş yerime de yakın olduğu için öğle arasında Eminönü’ne gidip bakmaya karar verdim.

Dün öğle yemeğini erkenden yiyerek hemen otobüsle kendimi Eminönü’ne attım. Hava da şansıma çok güzeldi. Mısır Çarşısı’na girmeden sağ tarafa doğru yönelince, Hamdi Restaurant’ın da olduğu Kalçin Sokak’ta yanyana iki büyük oyuncak dükkanı var: Ekincioğlu Oyuncak ve Toys&Toys. İkisi de o kadar büyük ve çeşit çeşit ki ikisinin de her katını gezmeye vaktim olmadı. Ekincioğlu’nun kapısında zaten hemen aradığım topları internette bulduğumdan çok daha ucuza buldum ve hemen 100 tane daha aldım. Deniz’in mutfağı için de henüz oyuncak sebze ve meyve alamamıştım. Toplarla kasaya giderken bir oyuncak alışveriş sepeti’yle birlikte satılan bir meyve&sebze seti gördüm. Dayanamadım onu da aldım. Koskocaman bir torbayla mağazadan çıktığımda vaktimin çoğunu da harcamıştım. Oradan ayrıldıktan sonra Mısır Çarşısı kalabalığına girmeden hızlı adımlarla Türkiye İş Bankası müzesine gittim.

ibm

Türkiye İş Bankası Müzesi 2007 yılında açılmış. Müze 1890 yılında yapımına başlanmış olup, 1892 yılında kullanılmaya başlayan Eski Postane binasını kullanıyor. Daha binaya girer girmez hayran oldum. Çok ama çok güzel. Bunca sene hep önünden geçip hiç içine girmemiş olmama da çok şaşırdım. Binaya girdikten ve güvenlikten geçtikten sonra hemen soldaki İş Bankası Kültür Yayınları kitaplarının satıldığı minik kitabevine girdim. Çocuk kitaplarının hepsinde 3 al 2 öde kampanyası olduğunu duymuştum ve Deniz’e birkaç yeni kitap almak istiyordum. O kadar güzel ve çeşitli kitaplar vardı ki gerçekten seçmekte çok zorlandım. Kendimi kaybedip de bütün kitapları almamak için kendime 3 kitap hedefi koydum. Uzuuuuun uzun incelemelerden sonra da Müzikli Kitap Benim Şarkım, Kim Möö Der? ve Minicik Kedicik Kıvırcık Kuzu kitaplarını aldım. Aslında İş Kültür Yayınları’nın Hareketli Kitaplar Serisi‘ni de çok beğeniyorum; ancak bizim evde bu şekilde hareketli çok kitap olduğu için biraz tekrar olacaktı. O yüzden o seriden ne yazık ki hiçbir kitap almadım.

IMG_3782 IMG_3783 IMG_3792

Ofise döndüğümde çocuklar kadar şendim. Eğer aldıklarımın hepsini dün eve götürseydim, Deniz hangisiyle oynayacağını şaşıracak ve eminim bazısı gözünden kaçacaktı. O yüzden kendimi tutarak sadece alışveriş sepetiyle meyve ve sebze filesini eve götürdüm. Deniz de bütün akşam mutfağıyla oynadı. Yemek pişirip durduk. Kitapları da hemen götürmemek için kendimi çok zor tutmam gerekecek ama ilerleyen zamanlarda tek tek götürmeyi düşünüyorum. Tabii bu sırada Eminönü tarafına tekrar gittiğimde yeni yeni şeyler de almamam gerek. Şimdi birkaç gün dayanıp bu sefer topları götüreceğim ve evdeki top havuzunu hayalimdeki Fame City top havuzuna çevirmeye çalışacağım. Artık bu 100 top da yetmezse direkt 500’lük paketlerden alabilirim.

Oyuncak Mutfak: Kidkraft Red Vintage Kitchen

Ben kendim de mutfağı, mutfakta vakit geçirmeyi, yemek yapmayı ve de yemeyi çok sevdiğim için de Deniz doğduğundan beri gittiğim tüm dükkanlardaki oyuncak mutfaklara mutlaka göz gezdiriyordum. Bir de Deniz diş buğdayında yaptığımız meslek seçiminde yumurta çırpıcıyı seçtiği için çok mutlu olmuştum, içim içime sığmıyordu. Bu oyuncak mutfakların +3 yaş olduğunu bilmeme rağmen yine de bir an önce almak istiyordum. Evimizin mutfağında da tam Deniz’e alınacak bir mutfağı koyacak boş bir köşe olduğu için sadece markaya ve modele karar vermem gerekiyordu. Toyzz Shop ve Mothercare’de satılan mutfaklar daha oyuncak oyuncak oldukları için memnun kalmadım. Daha gerçekçi, Deniz’in gerçekten inanacağı bir mutfak istiyordum. Ikea’daki mutfak güzel ama yine de benim hayalimdeki mutfağa göre çok basit kalıyordu. Aslında kendim mutfağa bu kadar düşkün olmasaydım kesin Ikea’dakini alırdım. Imaginarium’un internet sitesinde çok çok çok güzel mutfaklar var. Ben en çok Grand Chef Master Kitchen‘ı beğendim ancak onu da çok büyük olduğu ve İspanya’dan gelirken problem yaşandığı için getirmediklerini öğrenince çok üzüldüm.

Internetten araştırırken Kidkraft’ın mutfaklarının hepsine bayıldım. Özellikle White Vintage Kitchen’i çok beğendim. Bizim mutfak da beyaz olduğu için bir bütünlük olur diye düşündüm. Fakat sonrasında Kidkraft’ın kendi gönderim yapmadığını okudum ve Amazon’dan sipariş etmenin de hem çok pahalıya geleceğini hem de fiyatı yüzünden gümrüğe takılacağını fark edince önce bir moralim bozuldu. Sonra biraz daha araştırınca MarkaBebe‘nin bu Vintage mutfaklardan getirmiş olduğunu gördüm. Hemen onlarla iletişime geçtim. Ne yazık ki getirdikleri tek renk kırmızıymış. Kırmızıyı kabullenmem bir hafta aldı. Bundan daha çok beğeneceğim başka bir mutfak olmayacağından emin olduktan sonra hemen siparişi geçtim. İki gün sonra mutfak evdeydi. Hatta eğer kargoya verselerdi akşamüstü geleceği için ve Deniz de o saatlerde uyuyor olacağı için bir jest yaparak sabahtan kendileri teslim ettiler. Tabii gelir gelmez açıp da Deniz’e gösteremedik çünkü içerisinden korkunç karmaşık bir montaj dosyası çıktı. Ben de annemleri arayıp ertesi akşam yemeğe davet ettim. Tabii mutlaka yemekten çok önce gelmelerini de tembih ettim. Saat 4 gibi Deniz öğle uykusundan uyanınca annemler de geldiler ve babam salona yere tüm parçaları yayarak montaja başladı. Saat 19:30 olduğunda montaj henüz bitmemiş ama mutfak bayağı bayağı ortaya çıkmıştı. IMG_3060Yemeği yedikten sonra bir 15 dakika daha Serkan ile birlikte uğraştılar. Mutfak bittiğinde Deniz’in uyku saati gelmişti bile ama yine de çok beğendiğini “ayyyyy, ayyyy” diye belirterek bir yarım saat oynadı. Henüz sadece Amerika’dan Barnes & Nobles’dan aldığımız bir tencere ve iki tavalı ufak bir mutfak gereçleri setimiz var. Oyuncak meyve ve sebzelerini henüz alamadığımız için gerçek meyve ve sebzelerden birkaç tane koyduk. Bir de fırınına havlu asması için minik beyaz bir tülbent ayarladık. Mısır Çarşısı’na gidip tahtacılardan ufak kesme tahtası, ufak bal kaşığı, ufak tahta kaşıklar, vb. aldım. Onları da dolaplarına yerleştirdik. Gerçek bir mutfak gibi oldu. Benim bile oynayasım geliyor. image1

Mutfağın bir de telefonu var. Ancak Deniz Iphone’a doğan bir teknoloji bebeği olduğu için, onun telefon olduğunu ilk başta anlamadı. Hala da çok kabullenmiş değil. İlk defa kulağıma götürüp konuşuyor gibi yaptığımda bana deli gibi bakıp arkasını döndü. Telefondan da mutfağın kendisinden de git gide daha çok zevk alacağını umuyorum. Yok almazsa da ne yapalım, ben oynayacağım.

 

 

Lazımlık Seçimi ve Tuvalet Eğitimi 101

Bir süredir gittiğim tüm çocuk mağazalarında ve gezdiğim internet sitelerinde hep lazımlık bakıyordum. Deniz 18 aylık ve ben şahsen tuvalet eğitimi için erken olduğunu düşünüyorum. Öğrenenanne’nin blogunda da bu konuyla ilgili çok güzel bir yazı okumuştum. Deniz de daha henüz ne cümle kurabiliyor, ne kendi kendine giyinebiliyor ne de tuvaletini söyleyebiliyor. Ama yine de bir lazımlık alıp banyoya koymak istiyordum ki en azından varlığına/görüntüsüne alışsın. Bir yandan da artık kaka yaparken koltuk arkalarına geçmeye, çamaşır sepetine girip çömelmeye başlamıştı; o yüzden belki de Deniz için doğru zaman şimdidir diye ara ara düşünüyordum. Ayrıca artık tuvalete kim girse onunla girip, tuvaletini yapana tuvalet kağıdı uzatmaya bayılır olmuştu. Sifonu çekince klozeti gösterip “çişş, çişşş” demeye de başlamıştı.

Türkiye’de hiç zevkime uygun, beğendiğim bir lazımlık bulamadım. Bulamadıkça moralim bozuldu, moralim bozuldukça hevesim kaçtı. Hep aşağı yukarı birbirinin aynısı olan tek tip lazımlıklar veya aşırı şatafatlı kral tahtından bozma lazımlıklarla karşılaşıyordum. En sonunda internetten bakıp yurt dışından getirtmeye karar verdim. Amazon‘dan bakıp bütün modelleri inceledikten sonra en sonunda seçenekleri iki modele kadar indirdim:

1.Summer Infant 3’ü 1 arada Baykuşlu ve Kitaplı Lazımlık

Bunu içinde kitap da olduğu için ben daha çok beğendim. Ayrıca cinsiyete dair herhangi bir ayrım (pembe/mavi) olmadığı için de ilgimi çekti. Bu lazımlığı önce lazımlık olarak, ilerleyen zamanlarda da tuvalet adaptörü ve el yıkama basamağı olarak kullanmak mümkün. O yüzden de 3’ü 1 Arada olarak geçiyor.

2.Summer Infant Adım Adım Lazımlık

Bu da yine aynı markanın ve aynı şekilde hem lazımlık, hem tuvalet adaptörü ve hem de basamak olarak kullanabilen bir modeli. Deniz bize sürekli tuvalet kağıdı uzattığı için, kendi lazımlığının da tuvalet kağıtlığının olması ilgisini çeker diye düşünerek bir de seçenek olması için bu lazımlığı da listeye ekledim.

Sonra iki farklı sayfada iki lazımlığı yanyana açıp, Deniz’i yanıma çağırdım. Ona artık çişi ve kakasını yapması için bir lazımlık almamız gerektiğini anlatıp iki lazımlığı da gösterdim ve hangisini istediğini sordum. LazımlıkO tabii ki pembe, süslü ve tuvalet kağıtlı olanı seçti. Ben de hemen siparişi verdim. Amerika’dan gelmesi uzun sürecek diye düşünürken meğer satıcı Almanya’daymış ve 12 gün sonra, dün, lazımlık kapımdaydı.

Bu arada son 5 gündür inanılmaz kötü bir pişikle mücadele ediyoruz. Deniz son köpek dişini çıkartmaya çalışıyor ve her dişinde olduğu gibi yine poposu pişti. Artık 16. dişte olduğumuz için kendimizi deneyimli sayıyoruz. Evde pişik için birden çok krem var: birinci seviye pişikler için durdurma kremi, ikinci seviye pişikler için müdahele kremi, üçüncü seviye pişikler için acil müdahele kremi,… Bunların hiçbiri ilk defa işe yaramadı ve çok mutsuzum. İki gündür çişini yaptıkça canının yandığını da fark ettiği için çişini tutmaya çalışıyor ve çişi geldiği zaman ağlayarak göbeğini gösteriyor. Dün lazımlığı eve götürünce hemen bir tuvalet kağıdı takıp, ne olduğunu anlatmış ve oturtmuştum. Ben de yanındaki klozete oturunca çok hoşuna gidip gülmüştü. Yemekten sonra babasıyla oyun oynarken birden ayağa kalkıp göbeğini gösterince hemen tutup lazımlığa götürdüm. Aslında amacım bundan sonra çiş ve kakayı buraya yapacaksın demek değildi. Belki çişini lazımlığa yapınca, çişi pişik olan yerlere değmez ve canı yanmaz diye düşünmüştüm. Meğer o sırada kakası gelmiş. Oturduktan sonra Serkan’a da klozete oturması için işaret etti. O da oturunca bize arkanıza bakın dedi. Biz de herhalde utanıyor diye arkamızı dönüp bekledik. Tekrar Deniz’e döndüğümüzde tam ayağa kalkıyordu. Bir baktık kaka yapmış ! Kendi kendimize o kadar sevindik ki Deniz de çok mutlu oldu. Alkışladık, çak! yaptık. Kahkahalarla içeri gittik. Yarım saat sonra tekrar mızmızlanarak göbeğini gösterince yine hemen kucağıma alıp lazımlığa koşturdum. Yine Serkan’ın da yanına, klozete oturmasını istedi. Bu sefer de baktık şırıl şırıl çiş sesi geliyor. Bizde yine bir tezahürat ve mutluluk ! Bu şekilde daha lazımlığın ilk akşamında bir çiş ve bir de kaka yapabilmiş olduk.

Bu sabah da uyanınca ilk çişini yine lazımlığına yapmış. Anneannesi sabah kahvesine gittiğinde “sen çişini nereye yapıyorsun?” diye sormuş, elinden tutup lazımlığa götürmüş. Canını çok yakan pişik sayesinde sürekli lazımlığa yapar mı bilmiyorum ama sanki bu zorlu maratona güzel başladık. Etrafta duyduğum “yanlış zamanda eğitime başlamışız; bizimki tuvaletin önünden geçerken ağlıyor” gibi korkulu birçok hikaye olduğu için ben yine de acele etmek istemiyorum.  O yüzden isterse bezine de yapmaya devam edebilir. Benim için şimdilik bir sakınca yok.

Bebek/Çocuk Araba Koltuğu Seçimi

Deniz’e hamileyken satın aldığımız Silver Cross Wayfarer puset takımının kendi ana kucağı/oto koltuğu vardı. O yüzden o zamanlar hiç araba koltuğu araştırmak zorunda kalmamıştım. Isofiks kavramıyla da Silver Cross sayesinde tanıştık. Isofiks çocuk araba koltuğunun arabaya emniyet kemerine ihtiyaç duymadan en güvenli biçimde bağlanmasını sağlayan aparata verilen isim. Arabaya önce isofiks’i takıyorsunuz. Daha sonra araba koltuğunu bu isofiks’in üzerine oturtuyorsunuz. Silver Cross’un da puset takımının içinde kendi isofiks’i vardı. O yüzden ilk araba koltuğumuzu hiç sorgulamadan rahatça kullandık. 495Hem de tepe tepe kullandık. Sadece araba koltuğu olarak değil, aynı zamanda pusete takıp ana kucağı olarak da kullandık. Pusetin port-bebesini sadece Deniz uyurken kullanıp, sokakta gezerken hep ana kucağını tercih ettik. Deniz uyanıkken yatmaktan çok sıkılıyordu. Bu ana kucağı biraz daha eğimli olduğu için etrafı seyredebiliyor ve böylece daha çok keyif alıyordu.

Ancak Deniz 9 aylık olduğunda artık bu oto koltuğu bize yetmez oldu çünkü Deniz koltuğun kilo limitini geçmişti. Belki daha zayıf bir bebek olsaydı çok daha uzun süre bile kullanabilirdik. Böylece ben de daha büyük bebekler için satılan oto koltuklarını araştırmaya ve Youtube’daki test videolarını izlemeye başladım. O test videoları depresyona girmek için bire bir. Doğru koltuğu seçemeyeceğim diye o kadar moralim bozuldu ki anlatamam. Hangi markaya doğru biraz kayarsam kayayım mutlaka onunla ilgili kötü bir test videosu izlemeyi başardım ve sonunda ondan vazgeçtim.

Çocukların boyun kasları yeteri kadar gelişmediği için 4 yaşına kadar arkaları dönük oturmaları gerektiğini okuduğum için özellikle arkaya bakan araba koltukları arıyordum fakat bu şekilde koltuk seçeneği ne yazık ki çok az. Volvo’nun ürettiği koltuklara bayıldım fakat Türkiye’ye getirmediklerini öğrenince yine hüsrana uğradım.

En sonunda bir gün Galleria’daki dev Joker mağazasına gittik. Oradaki satıcı arkadaş bizimle çok yakından ilgilendi. Deniz de ona bayıldı. Maxi-Cosi’nin arkaya dönük koltukları olduğunu da söyledi ve başladık Deniz’i tek tek koltuklara oturtmaya. Deniz en çok AxissFix modelini beğendi (oturunca kahkahalar attı), ancak o model bize biraz küçük gibi gözüktü. Deniz de kilolu bir bebek olduğu için 2wayPearl‘de daha rahat edeceğini düşündük. O yüzden 2wayPearl’de karar kıldık ve onu satın aldık. Satın aldığımızdan beri birçok kez söküp başka arabalara taktık. Kısa yol, uzun yol, birçok kez kullandık. Yazın çok terletmesi dışında (Bodrum’da terletmeyen oto koltuğu var mı?) hiçbir şikayetimiz olmadı. Tek dezavantajı bebek uyuya kaldığı zaman rahatça isofiksten ayırıp çıkartabilmenize rağmen bebekle birlikte o kadar ağır oluyor ki, taşımak gerçekten bir işkence oluyor.

Biz Maxi-Cosi’den genel anlamda çok memnun kaldık. Hala seve seve kullanıyoruz, hatta ben artık pes ettim ve öne dönük kullanmaya başladık. Deniz de böylece araba yolculuklarından daha çok keyif almaya başladı. Iphone 11.05 308Iphone 11.05 307Iphone 11.05 370

Oyuncakçı Önerisi: Zekids – Nişantaşı

Geçen hafta Nişantaşı’na gittiğimizde Zekids oyuncak dükkanını keşfettik. Zekids yeni değil, tam 10 senelik bir oyuncak mağazasıymış. Gelişim odaklı oyun ve oyuncaklar satan bir mağaza. Biz daha içeri girer girmez hepimiz ayrı bir köşeye dağıldık ve sattıkları her bir ürünü incelemeye başladık. Çok büyük bir mağaza olmamasına rağmen çok çeşitli ürünler satıyorlar. Deniz’e ne alacağımızı şaşırdık. Kitaplardan puzzle’lara dekorasyon ürünlerinden dış mekan oyuncaklarına kadar bir çok şey bir arada bulunabiliyor.

Kardeşim küçükken birlikte çok oynadığımız magnetikli bir balık tutma oyuncağından gördüm ve aşık oldum. Ancak Deniz’in o kadar ilgisini çekmeyince onu almaktan vazgeçtik. Dükkanda oyuncak seçmeye çalışmamız o kadar uzun sürdü ki bu süre zarfında Deniz kaka bile yaptı. Arka tarafa geçerek onun altını değiştirdik ve oyuncak arayışımıza devam ettik. Eğer karnı acıkmamış ve uykusu geliyor olmasaydı daha saatlerimizi geçirebilirdik.

IMG_2654Mağazanın en güzel tarafı tüm oyuncakları yaş gruplarına göre yerleştirmiş olmaları. Biz +18 ve +24 kategorilerinin önünde kalmaya çalıştık ve en sonunda fransız Djeco oyuncak markasına ait her bir bloğun bir hayvana ait olduğu yandaki oyuncağı aldık.

 

IMG_2657 IMG_2668

Ben yılbaşına kadar bekleme taraftarıydım ancak teyzesi dayanamayıp eve gider gitmez paketini açtı. Deniz hayvanları görünce mutluluktan kahkahalar atmaya başladı. Şimdilik hayvanları kendi evlerine koyamıyor ve kule yapamıyor ama benim yaptığım kuleleri yıkmaya bayılıyor. Oyunumuz bittikten sonra da kutular iç içe girdiği için fazla yer kaplamadan kaldırabiliyoruz. Yılbaşına son 1 kala çocuklara hediye almak isteyenler için mutlaka Zekids’e uğramalarını ailecek tavsiye ediyoruz 🙂

Bebek Kozmetik Alışverişi – 101

kozmetik

Hamile kalmadan önce de kozmetikler vs. kimyasallar konusunda dikkatli olmaya çalışırdım ama hamile kalıp da minicik bir bebek için şampuan, sabun, güneş kremi, vb. ürünler almam gerektiği zaman ve ürün paketlerinin “içindekiler” kısmını okumaya başlayınca gerçekten çok korkmaya başladım.

İnternette araştırırken, çocuğu 6 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala sadece suyla yıkayan kadınlar da gördüm; bu konuyu kafasına takmayıp bir sürü ıvır zıvır kullananı da. Açıkçası iki uç da benim içime sinmedi.

En sonunda kozmetik ürünlerin içerisindekileri araştırıp bu konuda bilgi veren EWG (Environmental Working Group) ile karşılaştım. Kar amacı gütmeyen bu kuruluş olmasının yanında yalnızca kozmetik ürünleri değil; yiyecekten temizliğe evimize giren birçok ürünü puanlıyor.

Ben en çok kozmetik bölümünü (Skin Deep) kullanıyorum. İnternet sitelerinde hem ürün bazlı araştırma yapabiliyorum; hem de satın almayı düşündüğüm ürünü yazıp, içerisindeki kimyasal miktarını ve bunun 10 üzerinden puanlanmış sonucunu görebiliyorum.

Sadece marka ismine duyduğum güvenle sorgulamadan aldığım Baby Sebamed Baby Lotion’ın 10 üzerinden 5 puan almış olduğunu görünce gerçekten çok şaşırmıştım. O yüzden artık bir ürünü satın almadan önce mutlaka bu siteden puanına bakıyorum. Yalnızca Deniz için değil, kendimiz için kullandığımız ürünleri de kontrol ediyorum. Ayrıca mobil uygulaması da var. Bir mağazada alışveriş yaparken, hoop çıkarıp, almayı düşündüğüm ürünün puanını görebiliyorum.

Eğer hamileyken bu siteyi keşfetmiş olsaydım, hayatım çok kolaylaşırdı. Mothercare ve Joker’de bebek kozmetik ürünlerinin dizildiği rafların karşısında karar vermeye çalışırken yaşadığım mutsuzluğu hatırlıyorum. Kafamda hangi marka daha iyi, hangisinde daha az kimyasal vardır, acaba hangi ürünlere gerçekten ihtiyacımız olacak gibi birçok soruyla en sonunda karar veremeyip mağazalardan hiçbir şey almadan çıktığım çok oldu. Bu site, en azından markalar arasında seçim yapmakta zorlananlar için hayatı kolaylaştırıyor. Benim gibi acemi annelerin de içini bir nebze rahatlatmış oluyor 🙂