Oyuncakçı Önerisi: Zekids – Nişantaşı

Geçen hafta Nişantaşı’na gittiğimizde Zekids oyuncak dükkanını keşfettik. Zekids yeni değil, tam 10 senelik bir oyuncak mağazasıymış. Gelişim odaklı oyun ve oyuncaklar satan bir mağaza. Biz daha içeri girer girmez hepimiz ayrı bir köşeye dağıldık ve sattıkları her bir ürünü incelemeye başladık. Çok büyük bir mağaza olmamasına rağmen çok çeşitli ürünler satıyorlar. Deniz’e ne alacağımızı şaşırdık. Kitaplardan puzzle’lara dekorasyon ürünlerinden dış mekan oyuncaklarına kadar bir çok şey bir arada bulunabiliyor.

Kardeşim küçükken birlikte çok oynadığımız magnetikli bir balık tutma oyuncağından gördüm ve aşık oldum. Ancak Deniz’in o kadar ilgisini çekmeyince onu almaktan vazgeçtik. Dükkanda oyuncak seçmeye çalışmamız o kadar uzun sürdü ki bu süre zarfında Deniz kaka bile yaptı. Arka tarafa geçerek onun altını değiştirdik ve oyuncak arayışımıza devam ettik. Eğer karnı acıkmamış ve uykusu geliyor olmasaydı daha saatlerimizi geçirebilirdik.

IMG_2654Mağazanın en güzel tarafı tüm oyuncakları yaş gruplarına göre yerleştirmiş olmaları. Biz +18 ve +24 kategorilerinin önünde kalmaya çalıştık ve en sonunda fransız Djeco oyuncak markasına ait her bir bloğun bir hayvana ait olduğu yandaki oyuncağı aldık.

 

IMG_2657 IMG_2668

Ben yılbaşına kadar bekleme taraftarıydım ancak teyzesi dayanamayıp eve gider gitmez paketini açtı. Deniz hayvanları görünce mutluluktan kahkahalar atmaya başladı. Şimdilik hayvanları kendi evlerine koyamıyor ve kule yapamıyor ama benim yaptığım kuleleri yıkmaya bayılıyor. Oyunumuz bittikten sonra da kutular iç içe girdiği için fazla yer kaplamadan kaldırabiliyoruz. Yılbaşına son 1 kala çocuklara hediye almak isteyenler için mutlaka Zekids’e uğramalarını ailecek tavsiye ediyoruz 🙂

5 Aylık Bebekle 5 Günlük Barselona Tatili – 2. Bölüm

Mine Iphone 03.01.15 115Barselona’daki ikinci günümüzde sabah uyanır uyanmaz otelden çıkmaya çalıştık. Sonuç: 2 saat. En sonunda çıkmayı başardığımızda Deniz’in uykusu gelmişti bile. Otelin tek dezavantajı kahvaltısının olmaması, onu da biz hiç kafamıza takmadık çünkü İspanya’daki kahvaltılarımızı çok özlemiştik. Otelden çıkıp mahallede biraz yürüyerek güzel sandviçler yapan bir dükkana girip birer sandviç ve birer kahve aldık. Orada hızlıca kahvaltımızı ettikten sonra Zona Universitària’ya giden bir otobüse binip, kendimizi Universitat de Barcelona’nın kampüsüne attık. Seneler sonra okulumun koridorlarına önümde ittiğim pusetle girmek çok değişikti. İspanya’da devlet üniversitelerinde diplomanın hazırlanması çok uzun sürüyor çünkü her bir diplomayı Kral tek tek imzalıyor. Ben de bu yüzden diplomamı alamadan Türkiye’ye dönmüştüm. Diplomayı almak için sekreterliğe girdiğimde büyük bir şok yaşadık. Soyadım değiştiği için – beni tanımalarına rağmen – diplomayı veremeyeceklerini söylediler. Hemen İstanbul’u arayıp Evlilik Cüzdanının fotoğraflarını çekip göndermelerini istedik. Neyse ki Evlilik Cüzdanında başlıklar Fransızca da yazdığı için ve Fransızca Katalanca’ya çok benzediği için bu fotoğrafları kabul ettirebildik ve böylece diplomamı alabildim. Tabii bütün bu süreyi okulun koridorlarında geçirmiş olduk. Kantinde Deniz’i emzirdim. Kakasını koridorlardaki bankların üstünde temizledim. Çok komik 1-2 saat geçirmiş olduk. Okuldaki işimizi hallettikten sonra oradan mahalle mahalle gezerek ve yürüyerek merkeze indik. Otele dönüp biraz dinlenip hazırlandıktan sonra tekrar çıktık ve bu sefer diploma kutlamasına Cerveceria Catalana‘ya gittik. Mükemmel bir yemekten ve tatlıdan sonra yine ışıl ışıl sokaklarda yürüyerek otelimize döndük.

Mine Iphone 03.01.15 173Bir sonraki günümüzde de yine sokaklarda avare avare dolaştıktan sonra akşamüstü bir bakkaldan 1 şişe şarap (rica ettik açtılar da) ve 3-4 plastik bardak alarak metroyla Plaça Espanya’ya Font Màgica‘daki su şovunu izlemeye gittik. Biz şaraplarımızı yudumlarken, Deniz büyülenmiş gözlerle gıkını çıkartmadan 15 dakika boyunca şovu izledi.

Oradaki tüm arkadaşlarımız çalıştığı için ve ilk günlerimiz de hafta içine denk geldiği için onlarla çok görüşemedik. Ancak Cumartesi geldiğinde benim sınıf arkadaşlarım büyük bir öğle yemeği organize etmişlerdi. Hala Barselona’da yaşayanların hepsi geldiler. Çoğunluk evlenip çoluk çocuğa karıştığı için çok kalabalık ve çok güzel bir grup olduk. Arkadaşlarımdan biri de benden bir gün önce doğurmuştu. Onun oğluyla Deniz’i tanıştırmak çok keyifli oldu.

Mine Iphone 03.01.15 254 Mine Iphone 03.01.15 270 Mine Iphone 03.01.15 277

Son günümüzde ise tek tek Barselona’da yaşadığımız farklı evlerin sokaklarına gittik. O mahallelerde dolaşmak ve eski evlerimizi uzaktan izlemek hem çok hoşumuza gitti hem de burnumuzun direğini sızlattı.

Mine Iphone 03.01.15 217Son gün artık yavaştan yağmur atıştırmaya başlamıştı. Deniz’in pusetinin çok güzel bir yağmurluğu olmasına rağmen, Deniz o yağmurluğu ne zaman taksak hüngür hüngür ağlıyordu, hiç sevmiyordu. O yüzden son günümüzde otelden ödünç aldığımız şemsiye ile birlikte kanguruyla gezdik. Böylece hem Deniz ıslanmamış hem de sıkılmamış oldu. Meraklı gözlerle etrafa bakındı durdu.

Deniz’in göbeği düştükten sonra itinayla saklamıştım. Barselona’ya giderken de yanımda götürmüştüm. Universitat de Barcelona’nın Plaça Universitat’ta bulunan ilk binasının güzel bahçesindeki ağaçlardan birinin altına gömdük. Serkan yakalanacağız diye korkarak çok söylendi ama belki bu sayede ileride kızım da benimle aynı üniversitede okur. Biz de bu çok sevdiğimiz ve unutulmayacak anılarımız olan şehri bol bol ziyaret edebiliriz.

1.Bölüm için http://www.minomu.com/2015/12/29/5-aylik-bebekle-5-gunluk-barselona-tatili-1-bolum/

5 Aylık Bebekle 5 Günlük Barselona Tatili – 1.Bölüm

Deniz 3 aylık olduğu zaman, doğum iznimin de sonu yaklaştığı için ben iyice kaşınmaya başlamıştım. Hamileyken de tatil yapamamıştık. En son tatilimizin üzerinden 1,5 sene geçmişti. Lohusa dönemimin de çok zor geçmesiyle iyice sıkılmıştım. Bu yüzden Serkan’la birlikte Deniz’i de alıp ilk tatilimize gitmeye karar verdik. Daha önce master yaparken 2 sene yaşadığımız için tüm şehri tanıdığımız ve hala birçok arkadaşımızın olduğu Barselona’ya karar verip biletleri aldık. Ailelerimizden “minicik bebekle ne yapacaksınız oralarda” gibi sorular geldi tabii ama ben kulaklarımı tıkadım ve hiçbir negatif düşünceyi duymamaya çalıştım, çünkü bu tatile gerçekten çok ihtiyacım vardı.

image1 (1)İlk şoku Deniz için pasaport çıkarttırmaya kalkıştığımızda yaşadım. Emniyetin internet sitesindeki pasaport için gereken belgelere bakarken yenidoğan bir bebekten bile biyometrik fotoğraf istediklerini okuyunca inanılmaz moralim bozuldu. Hemen, her zaman gittiğimiz fotoğrafçıyı aradım ve nefes almadan derdimi anlattım. O tabi bu işlere alışkın: “Abla sen merak etme. Bebeği evde beyaz bir çarşafa yatır, çek fotoğrafını, bana gönder, ben buradan hallederim.” dedi. Yaşasın çözüm odaklı Türk esnafı !

Tüm belgeleri toparladıktan sonra emniyetten sabah erken bir saat için randevu aldık. Noterden muvafakatname almadığımız için hem Serkan hem de benim gitmemiz gerekiyordu. Randevumuz olduğu için hızlıca belgeleri teslim edebildik. Deniz’i de görmüş oldular. İşlemleri gerçekten çok hızlı yaptılar ve 3 dakika olmadan binadan çıktık. Birkaç gün içerisinde de pasaport adrese teslim edildi.

Bir sonraki etap olan Schengen vizesi için de yine sabah erken bir saate randevu aldık ve bu sefer Osmanbey’deki VFS Global’e gittik. Bizim geçerli Schengen vizemiz olduğu için yalnızca Deniz adına randevu almıştık. Minicik bebek olduğunu gören güvenlik görevlisi, bize hiç sıra bekletmeden görevlilerle konuşarak en öne aldı. Bebeklere vize ücreti olmadığı için “vezne” ve “parmak izi” sıralarından da kurtulmuş olduk. Yalnızca parmak izini alan görevli benden kucağımda Deniz’le odaya girmemi istedi. Kameralar kayıtta olduğu için bebeğin gözükmesi gerekiyormuş. Oradan da emniyet kadar olmasa da yine hızlı bir şekilde ayrılmış olduk. Asıl hayal kırıklığını pasaport elime ulaşınca yaşadım. Deniz’e yalnızca 1 ay vize vermişlerdi. Hemen tekrar yurt dışına çıkacağımızdan değil ama bu vize başvuruları çok can sıkıcı bir süreç ve hem annesinin hem de babasının 1 yıllık vizesi varken en azından bizim vize süremiz kadar verebilirlerdi diye çok söylendim.

Valizleri yapmadan önce internetteki bloglardan bulabildiğim kadar bebekle seyahat yazısı okumaya çalıştım ve diğer annelerin yaptığı valiz listelerini bir araya getirdim. Barselona’nın güzel iklimi de işin içine girince, valiz hazırlamam çok zor olmadı. Serkan’la bana alabildiğim kadar az eşya almaya çalıştım ki Deniz’in milyon ıvır zıvırı ile birlikte çok ağır olmayalım.

Mine Iphone 03.01.15 011Gidişi 26 Kasım sabahı saat Türk Hava Yolları’nın saat 08.05 uçağına almıştık. Sabah 5’te uyanıp Serkan’la giyinip hazırlandık. Deniz’i uykusunda astronota sokmayı başardım, ancak omzuma almamla beraber hemen uyandı. Havaalanında check-in’imizi yapıp valizlerimizi verdikten sonra hemen gümrükten geçtik. Deniz yavaş yavaş tekrar uykusu geldiği için mızmızlanmaya başlamıştı. O yüzden sakin bir tarafa geçip emzirdim. Uçağa binmeden önce de bebek bakım odalarından birine giderek altını temizledik. Uçağa gitmek için bindiğimiz otobüste Deniz boynumda uyuya kaldı. Uzunca bir süre de uyudu. Uyandıktan sonra yine bir emzirme – alt açma serüveni yaşadıktan sonra babasıyla uçakta iki tur attılar ve sonrasında memede tekrar uyudu. Uçak indiğinde yeni yeni uyanıyordu. İlk uçak yolculuğumuz hiç korktuğum gibi geçmemiş, hızlıca bitivermişti.

Havaalanından otelimize hızlı olması için taksiyle gidelim dedik. Aslında Aerobus bizim otelin yan sokağından geçiyormuş ama bunu sonradan öğrendik. Otele vardığımızda Deniz astronotun içinde terden sırılsıklam olmuştu. Bir daha da Istanbul’a dönene kadar astronotu hiç giymedi. Kasım ayının sonları olmasına rağmen hava o kadar ılık, o kadar güzeldi ki hep kalın bir hırka ve kolsuz bir yelek-mont’la idare ettik.

Mine Iphone 03.01.15 046

Otelde biraz dinlenip, valizleri açtıktan sonra hemen kendimizi sokaklara attık. Daha sokağa çıkar çıkmaz Deniz pusetinde uyudu ve sabahtan beri yaşadığı onca yorgunluktan olsa gerek tam 3,5 saat deliksiz uyudu. Biz de bu fırsattan istifade, çok özlemiş olduğumuz Barselona sokaklarını bir yukarı bir aşağı tavaf ettik. Önce en sevdiğimiz Meksika lokantası olan Rosa Negra‘da güzel bir öğlen yemeği yedik. Daha sonra biraz Las Ramblas biraz da Rambla de Catalunya üzerinde ara sokaklara gire çıka yürüdük. Akşamüstü tipik bir cafe’de cortado‘larımızı yudumlarken Deniz uyandı. Zaten yakınlarda olan otelimize dönüp biraz dinlendik. Daha sonra fazla da geçe kalmamak için hazırlanıp tekrar çıktık ve arkadaşlarımızla buluşmak üzere La Flauta‘ya gittik. Orada güle oynaya keyifle yemeğimizi yedik. Sonlara doğru Deniz huysuzlanmaya başlayınca saatin 10 olduğunu fark ettik. Normalde 9 civarı uyuyan bir bebek için huysuzlanmakta geç bile kalmıştı. Restorandan çıkıp yürüyerek otele dönmemiz ve oteldeki dev küvette Deniz’e banyo yaptırmamızla birlikte Deniz’in uyuması 11’i buldu.

Mine Iphone 03.01.15 050

Barselona’ya gitmeden önce tüm arkadaşlarımızın evlerinde kalma tekliflerini reddedip bu çok merkezi oteli seçmiş olmakta çok haklı olduğumu daha ilk geceden anlamış oldum. Evet belki çocuklu bir evde kalmak bir çok açıdan bize yardımcı olacaktı ve çok daha ucuza gelecekti, ancak o eve gidip gelmek de bizim için ayrıca bir iş olacaktı. Bizim seçtiğimiz otel şehrin tam göbeğinde olduğu için istediğimiz zaman “hadi” diyerek kendimizi sokağa atabildik ve Deniz yorulduğunda da hiç tereddüt etmeden otele hızlıca dönebildik.

2. Bölüm için http://www.minomu.com/2015/12/30/5-aylik-bebekle-5-gunluk-barselona-tatili-2-bolum/

12 Aylık Bebekle Yaz Tatili / Bodrum & Kos – 3.Bölüm

Kos’tan döndükten bir sonraki gün bu sefer rotamızı Gündoğan’a çevirdik ve Selin’lerle birlikte Marisol otelin sahilinde buluştuk. Yahşi’nin soğuk suyundan sonra Gündoğan cennet gibi geldi. Deniz’i sudan çıkartamadık. Etrafta Deniz’den başka da bir çok bebek/çocuk vardı. Hem kendimizi yalnız hissetmedik hem de Deniz biraz sosyalleşmiş oldu.

Akşam için de Selin’lerle Bodrum Antik Tiyatro’da gerçekleşecek olan Buena Vista Social Club’ın konserine bilet almıştık. Plajdan eve döndükten sonra biz hemen hazırlandık. Deniz’i ikinci akşamüstü uykusuna yatırdım ve çıktık. Önce merkezde güzel bir rakı-balık yaptık, sonra da Antik Tiyatro’daki konsere geçtik. Konser bittiğinde saat 23.30 olmuştu. Bodrum’a geçmeyi planlarken cep telefonumuzda “Deniz uyumadı, ağlıyor” mesajını görünce apar topar eve döndük. Her gece annesinin memesinde uyumaya alıştığı için, o akşam da inatla annesini beklemiş.

Son günümüzde de yine Yahşi’deki Kefi Beach’e gittik. Serkan’ın Alman Lisesi’nden sınıf arkadaşı Zeynep ve 8 aylık kızı Mila da geldiler. Bütün gün yok Mila acıktı, aman Deniz’in uykusu geldi derken çok keyifli bir gün geçirdik. Istanbul’da da kızları bol bol görüştürmek üzere sözleşerek ayrıldık.

24.07.2015 349

 

Son akşamımızı evde geçirdik. Deniz’e küvette bol köpüklü bi banyo keyfi yaptırdık. Valizlerimizi toplayıp erkenden yattık.

Dönüş uçağımız Bodrum’dan Sabiha Gökçen’e sabah 10.10’daydı. Zaten tatil yorgunu olan Deniz bir de normalden daha da erken uyandırılınca daha uçak kalkarken kollarımda uyuya kalmıştı. Çok rahat bir uçuş geçirdik. Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Bostancı’ya giden E-9 otobüsüne bindik ve kısa sürede Bostancı’daki balıkçıların oraya ulaştık. Kınalıada’ya giden motora da koşa koşa yetiştik. Öğle yemeği saatinde evdeydik bile.

Böyle yoğun bir bir haftaya Deniz beklediğimizden çok daha kolay adapte oldu. Anne ve babası işte değil de sürekli yanında olduğu için tüm yorgunluğuna rağmen çok keyif aldı. Ancak böyle bir yaz tatilini sadece Serkan’la ben olsak bu kadar rahat geçiremezdik. Babaanne ve dede faktörü sayesinde biz de tatil yapabildik. Bebekleriyle ilk defa yaz tatili yapacaklara mutlaka dört büyüklerden (anneanne&dede ve babaanne&dede) destek almalarını öneririm. Çok yaşasın dört büyükler !

1. Bölüm için http://www.minomu.com/2015/12/08/12-aylik-bebek…um-kos-1-bolum/

2.Bölüm için http://www.minomu.com/2015/12/09/12-aylik-bebekle-yaz-tatili-bodrum-kos-2-bolum/

12 Aylık Bebekle Yaz Tatili / Bodrum & Kos – 2.Bölüm

24.07.2015 099

24.07.2015 107

Sabah erkenden kalkıp limana gittik ve Bakırköy-Bostancı deniz otobüslerinden pek bir farkı olmayan resimdeki Bodrum-Kos deniz otobüsüne bindik. Deniz otobüsü klimalı olduğu için ilk etapta donmuş olsak da ricamız üzerine klimayı kıstılar. Sefer de yalnızca 20 dakika sürdüğü için hızlıca Kos adasına ulaşmış olduk. Internet yardımıyla araba kiraladığımız Autoway Rent a Car‘dan Yannis, Kos limanına gelerek bizi aldı ve 5dk uzaklıkta olan otelimize (Triton Hotel) hızlıca ulaştık. Vakit kaybetmemek için bir an önce hazırlanıp yola çıktık. Adanın Türkiye’ye bakan kuzey sahillerinin (ör:Marmari koyu) çok rüzgarlı olduğunu okuduğumuz için planımıza sadece güney tarafındaki sahilleri aldık. İlk gün de denizin çok güzel olduğunu okuduğumuz Kefalos koyundaki Paradise Beach’e gittik. Biz yunan döneriyle (bkz. gyro) karnımızı doyururken, Deniz’e de – orada uygun yemek bulamam endişesiyle yanımda taşıdığım –  Hipp’in hazır mamasından yedirmeye çalıştım. Ama tabi o güne kadar hep ev yemeği yemiş olan Deniz ağzını burnunu buruşturup hazır mamayı reddetti. Biz de hafif kızartılmış pideyle birlikte gelen cacıktan yedirdik. Nam-nam-nam yapa yapa yedi.

24.07.2015 144

Kefalos’un denizi gerçekten çok güzeldi. Hepimiz defalarca yüzdük. Deniz de – belki de ilk defa – kendi kendine saatlerce oynadı. Havuzun hem içinde hem yanında bol bol vakit geçirdi.

24.07.2015 149Akşamüstü otele döndükten sonra fazla vakit kaybetmeden hemen hazırlanıp kendimizi yeniden dışarı attık. Otelden çıktıktan sonra önce “old town” diye geçen şehrin içerisinden yürüdük. Daha sonra sahile çıkarak limanın öbür tarafına kadar gittik. Uzun bir yürüyüşten sonra Fatma Hanım’ların işlettiği Caravelle Restaurant’a oturduk. Kendimiz için açgözlülükle bir sürü meze seçtikten sonra, Deniz’e ne sipariş etsek diye düşünürken, Fatma Hanım balık çorbasının taze olduğunu söyleyip onu önerdi. Biz de önerisine uyduk ve Deniz için de bir balık çorbası sipariş ettik. İyi ki de önerisine uymuşuz, Deniz yine nam nam nam nidaları eşliğinde bütün çorbayı tek başına bitirdi.

24.07.2015 175 24.07.2015 190

 

Caravelle’den çıktıktan sonra yine uzunca bir yürüyüş yaparak otele döndük. Bir sonraki gün, kahvaltıdan sonra bu sefer Kardamena plajına gitmek için yola çıktık. Kardamena’nın merkezindeki hem arkasındaki restaurantı hem de öndeki şezlongları işleten bir yere yerleştik. Oranın da denizi çok güzeldi. Deniz’i babaannesi ve dedesine bırakıp Serkan’la sahilde uzuuun bir yürüyüş bile yaptık.

Akşamüstü çok oyalanmadan tekrar yola koyulduk ve bu sefer Thermal Springs diye geçen deniz suyunun çok sıcak olduğu bir koya gittik. Deniz suyu o kadar sıcaktı ki hem ben hem Deniz suya zar zor girdik. Çok kalabalık ve küçük olduğu için ben bunalıp çıktım ancak Deniz, Serkan, babaanne ve dede sıcak suyun içinde bol bol keyif yapmaya devam ettiler.

Oradan çıktıktan sonra yine hızlıca bir otele uğrayıp hazırlanma tantanasından sonra bu sefer gün batımıyla meşhur olan Zia köyüne doğru yola çıktık. Deniz artık o sıcakta sürekli araba koltuğunda oturmaktan sıkılmaya başladığı için mızmızlanıyordu. Köye tırmanana kadar bol bol şarkı söyleyip, bilumum oyuncak değiştirdik.

Zia’ya tam gün batımından önce ulaştık. Telefonla önceden rezervasyon yaptırdığımız Oromedon Taverna‘ya oturduk. Bir Kalpazankaya kadar olmasa da, gün batımı gerçekten çok güzeldi. Kalimnos adasının arkasından güneşi batırdık. Bu restaurant’daki menüde çocuk yemeği diye bir seçenek vardı. Garsona sorduğumuzda kızarmış nugget cevabını alıp, hüsrana uğradık. Yunanistan’da yemek açısından o kadar çok seçenek varken, çocuklara vere vere nugget veriyor olmalarına çok üzüldük. Biz Deniz için sade makarna yapmalarını rica ettik, yanına da yoğurt istedik. Serkan’ın da yardımıyla güzel güzel karnını doyurdu. Artık kendi kendine yemek yemek istiyor ve biz de makarna gibi yiyeceklerle minik minik izin veriyoruz. 🙂

Zia’dan dönüşte artık iyice yorulmuştu ve araba koltuğuna oturttuğumuzda çok ağladı. Dağdan indikten sonra dayanamayıp arabayı sağa çektik. Ben biraz emzirdim, o da hemen uyuya kaldı. Araba koltuğuna yatırarak yola devam ettik.

24.07.2015 214

Son günümüzde ben sabahın 5’inde sebepsiz uyandım. Fotoğraftaki manzarayı görüp fotoğraf çekmek için ayağa kalkınca da bir daha uyuyamadım. Fırsattan istifade çantaları topladım ve yola çıkmak için hazırlandım. Kos’tan Bodrum’a giden feribotlar bir sabah bir de akşam var. Biz son günün de tadını çıkartmak için akşam 18.00’de olan feribotla döndük. Feribotu kaçırmamak için son gün uzak plajlara gitmek yerine merkeze yakın plajlarda kalalım istedik. Thermal Springs’e giderken gözümüze takılan bir plaj olmuştu: Ammos Beach Club Bar. Oraya gitmeye karar verdik, çok da memnun kaldık. Deniz kenarı kum, arkası çimen olan özel bir tesis. Yunanistan’da hep alışkın olunan halk plajından bir tık yukarıda olduğu için de gayet konforlu. Orada da bol bol keyif yaptık.

24.07.2015 273

Otele fazladan 20€ ödeyip odalardan birini kapatmamıştık. En son tekrar otele dönüp, çantalarımızı alıp limana geçtik. Arabayı da Yannis’e bırakıp feribotumuza bindik ve 20 dakikada Bodrum’a döndük.

1.Bölüm için http://www.minomu.com/2015/12/08/12-aylik-bebek…um-kos-1-bolum/

3.Bölüm için http://www.minomu.com/2015/12/10/12-aylik-bebekle-yaz-tatili-bodrum-kos-3-bolum/

12 Aylık Bebekle Yaz Tatili / Bodrum & Kos – 1.Bölüm

Yaz aylarını Kınalıada’da geçirdiğimiz için, tüm yaz genel bir tatil havasında oluyoruz. Ancak yine de güneyde geçirilmiş bir tatilin tadı farklı oluyor. Bu yüzden daha kışın başından itibaren yaz tatilimizi hayal etmeye başladık ve bebekli bir çift olarak geçireceğimiz ilk yaz tatilimizi Serkan’ın ailesinin yazlığında; Bodrum’da geçirmeye karar verdik. Otelde kalmak yerine kendi evimizde kalacak olmak ufak bebekle daha rahat olacağı için en başından beri içim çok rahattı. Hepimizin Schengen vizesi olduğu için, tatile bir ay kala Deniz’e de vize başvurusunda bulunduk – ki Bodrum’un hemen karşısında olan Kos adasına da gidebilelim. Deniz’in daha önceden alınmış ve süresi dolmuş olan bir Schengen vizesi olduğu için onu vize başvurusuna götürmek zorunda kalmadık ancak hem Serkan hem de ben birlikte gittik ki noterden mufavakatname almak için boşuna para ödemeyelim.

Uçak biletlerini alırken; gidiş uçağını akşamüstü uykusu, dönüş uçağını da sabah uykusuna denk getirerek alabildim. Böylece yolculuğunun rahat geçmesini de nispeten garantiye almış oldum.

Mama sandalyesi, araba koltuğu, (Deniz bizimle uyuduğu için hiç kullanmadığımız) park yatak ve çeşitli oyuncaklar gibi birçok eşyayı kayınpederimin arabasına yükledik. O, bizden 2 gün önce araba ile yola çıktı. Biz de 2 gün sonra Atlas Global’in akşamüstü 17:15 uçağıyla yola çıktık. Gidiş uçuşunu Atatürk Havalimanı’ndan yaptığımız için rötar kaçınılmaz oldu. Ama Deniz daha uçağa biner binmez uyuduğu ve inene kadar da uyanmadığı için bir problem yaşamadık.

Bodrum Havalimanı’na indiğimizde Deniz yeni uyanmıştı. Valiz bekleme alanındaki bir görevliye bebek bakım odasının nerede olduğunu sordum. “Burada öyle bir şey yok” cevabını alınca bayağı şaşırdım. Serkanlar valiz beklerken ben de çıkışa doğru ilerlemeye başladım ve tam çıkıştan önce sol tarafta Bebek Bakım Odası işaretini gördüm. Havalimanında çalışan bir görevlinin böyle bir alandan haberdar dahi olmamasına söylene söylene odaya girdim. İstanbul’daki odalarla karşılaştırıldığında bir havalimanına yakışmayacak kadar ilkel ve pis olsa da alt değiştirme pedleri sayesinde hızlıca işimizi hallettik. Havaalanından eve kadar olan yolda artık sıkılmaya başlamış olan Deniz için bol bol şarkı söyledik. Yoldaki bir pidecide yemek molası verdikten sonra saat 21:00 civarında eve ulaştık. Deniz’i yatırıp biz de valizleri açtık ve haftanın planını gözden geçirdik.

24.07.2015 077İlk gün Yahşi’deki Kefi Beach’e gittik. Su çok soğuk olmasına rağmen, Deniz hiç yadırgamadı. Hatta suya alıştıktan sonra kahkahalar atmaya başladı. Düz ayak bir tesis olduğu için çok rahat ettik. Deniz çok temizdi, plaj da kum olduğu için Deniz keyifle havuzuyla ve oyuncaklarıyla oynadı. Gitmeden önce birçok mağazadaki şişme havuzlara bakmış ama hiçbirine öyle yüksek meblağlar ödemek istememiştim. En sonunda Migros’tan 19 TL’ye resimdeki havuzu aldık. Şişir söndür şişir söndür, Bodrum’da, Kos’ta ve adada yaz boyunca milyon kere kullandık. İyi ki de onu almışım.

24.07.2015 084

 

Eve dönmeden önce Bodrum Merkez’de limana uğrayıp Yeşil Marmaris acentasından kişi başı 32 Euro’ya ertesi gün için Kos biletlerimizi aldık. Eğer aynı gün dönüş yapacak olsaydık 24 Euro ödeyecektik.

24.07.2015 090

Eve dönüp biraz da havuz başında vakit geçirdikten sonra çek-çek valizlerimizi hazırlayıp evde dinlendik. Deniz uyuduktan sonra Serkan’la Bodrum’a inip bir iki saatlik bir kaçamak bile yaptık.

Devamı için http://www.minomu.com/2015/12/09/12-aylik-bebekle-yaz-tatili-bodrum-kos-2-bolum/

Hamileler için Kitap Önerileri

UntitledHamile kaldığımda yaptığım ilk işlerden biri kitapçılara gidip hamilelikle ilgili kitapları araştırmak oldu. Ne yazık ki Türkiye’de bu konuda çok fazla kitap yok. Ben de en bilinen kitaplardan biri olan Ayşe Öner‘in “Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı“nı aldım.

Bununla yetinmeyip, bir de Amerika’da yılların çok satanlarından olan Heidi Murkoff’un “What to Expect When You’re Expecting” ini ve Mayo Clinic’in “Guide to a Healthy Pregnancy” kitaplarını da aldım.

Heidi Murkoff’un kitaplarının türkçeleri kitapçılarda bulunabiliyor. Ancak Mayo Clinic’in ingilizcesi dahi Türkiye’de yok. Ben kendi sitelerinden sipariş etmiştim. 2-3 haftada elime ulaştı.

Untitled2

Untitled3

 

 

 

 

 

 

 

Bu üç kitabı hamileliğim ilerledikçe hafta hafta okuyordum. Üçünden de aldığım keyif ve öğrendiğim şeyler farklı oldu. Yine de hep bir şeyler eksik kalıyordu. Doğumdan sonraki dönemde Seyahatperest sayesinde keşfettiğim Pamela Druckermann ve Karen le Billon’ın kitaplarını okuduktan sonra “keşke bunları hamileyken okumuş olsaydım” diye çok düşündüm. Yukarıda bahsettiğim ilk üç kitap çok teorik. Yalnızca teoriler ve olması gerekenlerden bahsediyorlar. Evet onlar da mutlaka gerekiyor ve onlarsız olmuyor. Ama insan hamileyken, yaşanmış hikayeleri takip etmekten çok daha fazla keyif alıyor. Bu yoldan geçmiş diğer kadınların neler yaşadığını okumak çok daha fazla şey öğretiyor.  O yüzden aşağıda bahsedeceğim üç kitabı da hamileyken keşfetmiş olmayı dilerdim.

  1. Karen Le Billon – French Kids Eat Everything:                                                                      Karen, Fransız bir adamla evli tipik bir Kanadalı. Kocası da kendisi de akademisyen. İki kızlarıyla birlikte Vancouver’da yaşarken, kocasının kuzey Fransa’daki köyüne taşınmaya karar veriyorlar. Kitapta annenin çocuk eğitiminde yaşadığı kültürel çatışmaları kendi ağzından okuyoruz. Asıl konu yemek ve beslenme etrafında olsa da, arka planda Fransızların çocuk yetiştirme konusundaki bakış açılarını da öğreniyoruz. Kitapta minik yemek tarifleriyle birlikte bol bol gülümseten hikayeler var.book1
  2. Pamela Druckermann – French Children Don’t Throw Food:                                                Pamela Amerikalı; kocası ise İngiliz. Evlenip Paris’e yerleşiyorlar. Önce bir kızları, sonra da ikiz erkek çocukları oluyor. Yine bir önceki kitapta olduğu gibi konu yemek’ten başlıyor ve Pamela arkadaş ve komşularını inceleyerek fransız çocuklarının bebeklikten itibaren nasıl yetiştirildiğini inceleyip, bunu kendi çocuklarına uygulamaya çalışıyor. book2
  3. Pamela Druckermann – Bébé day by day / 100 keys to French Parenting:                                   Bu kitapta ise Pamela’nın Paris’te yaşarken gözlemlediği fransız çocuk yetiştirme taktiklerinin 100 kalemde özetlenmiş halini bulabilirsiniz.book3

Ben bu kitapları okurken çok keyif aldım. Birçok konuda bana yol gösterici oldular. Umarım sizler de severek okursunuz.

 

Bebek Kozmetik Alışverişi – 101

kozmetik

Hamile kalmadan önce de kozmetikler vs. kimyasallar konusunda dikkatli olmaya çalışırdım ama hamile kalıp da minicik bir bebek için şampuan, sabun, güneş kremi, vb. ürünler almam gerektiği zaman ve ürün paketlerinin “içindekiler” kısmını okumaya başlayınca gerçekten çok korkmaya başladım.

İnternette araştırırken, çocuğu 6 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala sadece suyla yıkayan kadınlar da gördüm; bu konuyu kafasına takmayıp bir sürü ıvır zıvır kullananı da. Açıkçası iki uç da benim içime sinmedi.

En sonunda kozmetik ürünlerin içerisindekileri araştırıp bu konuda bilgi veren EWG (Environmental Working Group) ile karşılaştım. Kar amacı gütmeyen bu kuruluş olmasının yanında yalnızca kozmetik ürünleri değil; yiyecekten temizliğe evimize giren birçok ürünü puanlıyor.

Ben en çok kozmetik bölümünü (Skin Deep) kullanıyorum. İnternet sitelerinde hem ürün bazlı araştırma yapabiliyorum; hem de satın almayı düşündüğüm ürünü yazıp, içerisindeki kimyasal miktarını ve bunun 10 üzerinden puanlanmış sonucunu görebiliyorum.

Sadece marka ismine duyduğum güvenle sorgulamadan aldığım Baby Sebamed Baby Lotion’ın 10 üzerinden 5 puan almış olduğunu görünce gerçekten çok şaşırmıştım. O yüzden artık bir ürünü satın almadan önce mutlaka bu siteden puanına bakıyorum. Yalnızca Deniz için değil, kendimiz için kullandığımız ürünleri de kontrol ediyorum. Ayrıca mobil uygulaması da var. Bir mağazada alışveriş yaparken, hoop çıkarıp, almayı düşündüğüm ürünün puanını görebiliyorum.

Eğer hamileyken bu siteyi keşfetmiş olsaydım, hayatım çok kolaylaşırdı. Mothercare ve Joker’de bebek kozmetik ürünlerinin dizildiği rafların karşısında karar vermeye çalışırken yaşadığım mutsuzluğu hatırlıyorum. Kafamda hangi marka daha iyi, hangisinde daha az kimyasal vardır, acaba hangi ürünlere gerçekten ihtiyacımız olacak gibi birçok soruyla en sonunda karar veremeyip mağazalardan hiçbir şey almadan çıktığım çok oldu. Bu site, en azından markalar arasında seçim yapmakta zorlananlar için hayatı kolaylaştırıyor. Benim gibi acemi annelerin de içini bir nebze rahatlatmış oluyor 🙂

Bebeklerde Kalpte Üfürüm

Deniz_arabada Deniz’in ilk ay kontrollerinin birinde çocuk doktorumuz bize bebeklerin kalbinde ara ara duyulabilen bir üfürümden bahsetmişti. “Olur da başka bir doktora gösterirseniz ve o söylerse diye anlatıyorum; yoksa hiç anlatmazdım, panik olmanıza gerek yok” demişti. Bu üfürüm, 1 yaşına kadar kendiliğinden yok olur diye de eklemişti. Ben de hiç kafama takmamıştım.

En son gittiğimiz 15 ay kontrolünde ise bu üfürüm konusu tekrar açılınca ödüm patladı. Deniz’in kalbindeki üfürümün hala geçmediğini ve bu yüzden mutlaka bir çocuk kardiyologuna göstermemiz gerektiğini söyledi. Doktorun odasından çıkar çıkmaz internette deli gibi kalpteki üfürümlerle ilgili ne bulursam okumaya başladım. Annem ve kayınvalidem de doktor arkadaşlarına bu konudan bahsedip doktor adı önermelerini istemişler. Hem annemin çocuk doktoru arkadaşı hem de kayınvalidemin çocuk cerrahı olan arkadaşı bize çocuk kardiyolojisinde bir numaranın Aygün Dindar hanım olduğunu söyledi. İki taraftan da aynı isim gelince hiç tereddüt etmeden bir sonraki Cumartesi gününe Aygün Hanım’ın Nişantaşı Valikonağı’ndaki muayenehanesinden randevu aldım.

Cumartesi sabahı erkenden muayenehaneye gittik ve bekleme odasında beklemeye başladık. Bekleme odasındaki sehpa üzerindeki kaplumbağalara Deniz bayıldı. Ayrıca çocuk alanındaki oyuncaklar da çok ilgisini çekti ve hiç sıkılmadan bekledik. Sıra bize geldiğinde bebek ekosunun çekileceği odaya girdik. Bluzunu çıkartıp yarı çıplak yatırdığımızda Deniz ciyak ciyak ağlamaya başladı. Doktor Hanım emzirebileceğimi söyleyince ben de hemen emzirmeye başladım. Yine de çok korktu sanırım çünkü emerken gözlerinden yaşlar geliyordu. Bebek ekosu aslında hiç korkunç bir şey değil. Aynı ultrasonda olduğu gibi ucuna krem sürülmüş (bu tabi soğuk oluyor) bir aparatla kalbinin üzerinde gezdiler ve bu esnada ekranda kalbin detaylarını görebildik. Eko bittikten sonra odaya geçtik ve çok şükür Deniz’deki üfürümün “masum üfürük” olduğunu öğrenip rahatladık.

Deniz_doktorda

Bebeklerin kalp kapakçıkları yetişkinlerdeki gibi sertleşmemiş olduğu için kalbe kan pompalayan damarlarda normalin dışında bir ses olurmuş. İşte buna masum üfürüm deniyor. 7 yaşına kadar kapanabilirmiş ve rutin kontrol dahi gerekmiyormuş. Sadece okula başlamadan önce götürüp tekrar baktıracağız. Tabi bu üfürüm farklı sebeplerden de olabilirmiş ve eğer masum üfürük değilse başka kalp hastalıklarının habercisi olabilirmiş.Bu yüzden mutlaka kontrol ettirilmesinde fayda var.

Biz Aygün Hanım’dan çok memnun kaldık. Güven veren ve sıcak bir doktor. Bize uzun uzun üfürümün sebeplerini ve bebek kalbinin detaylarını anlattı. Kafamızda hiç soru işareti kalmadı.

Umarım kimsenin ihtiyacı olmaz; ancak ihtiyaç halinde Aygün Hanım’ın internet sitesi: http://www.aygundindar.com/

Şimdiden tüm bebeklere geçmiş olsun !

Deniz_doktorda2

 

Deniz’in Doğum Filmi

fotoğraf

Hamileyken yapılması gerekenler listelerinin en başında hep “- doğum fotoğrafçısı ayarla” kalemi olur. Benimse nedense fotoğrafçı ayarlamak hiç içimden gelmiyordu. Ne doktorun bekleme odasındaki reklam broşürleri ilgimi çekti, ne de arkadaşlarımın verdiği fotoğrafçıların internet siteleri. Bir yandan da o günü mutlaka kayıt altında tutmak gerektiğini bilirken ne istediğimi bir türlü bulamıyordum.

Bu arada, aynı yaza düğün hazırlıkları yapan arkadaşım Selin bana Düğme Film’i tavsiye etti. O, kendi düğününün filmini çekecek bir ekip ararken, internet sitelerindeki bebek doğum videolarını izlemiş ve bana da mutlaka izlememi söyledi. Daha ilk videolarını izler izlemez, onlarla çalışmak istediğime karar vermiştim. Ofiste gözlerim dolu dolu bir şekilde onlara e-mail attım. Doğuma daha 5 ay vardı. Deniz’i 9 Temmuz’da bekliyorduk ve ekip 4-6 Temmuz arasında şehir dışında bir düğünde olacaktı. Deniz erken gelmeye kalkar mı kalmaz mı diye düşünürken, en sonunda anlaşmaya karar verdik. Olur da tam onların olmadığı tarihte doğum gerçekleşirse ne yaparım, sorusunu da beynimin en arkalarına atıp pek düşünmemeye çalıştım. Hamileliğimin sonlarına doğru “en kötü, eski usul, aileden birini görevlendiririz; teyzem olabilir mesela” diye düşünüp, kendi içimi rahatlatmaya çalışıyordum.

Haziran ayında bir öğlen annem, Büşra, Kaan ve ben Ataköy Marina’da buluştuk. Ben nasıl bir şey hayal ettiğimi anlattım; onlar da nasıl çalıştıklarını ve bizden neler beklediklerini söylediler. Normal doğum beklediğimiz için ve ikisi de karşı tarafta oturduğu için biraz stresliydim fakat bir yandan da içimde nedense her şeyin yolunda gideceğine dair bir his vardı. Belki de o yüzden kendi kendimi çok yemedim. Nitekim 28 Hazirandaki doktor kontrolünde suyum bittiği için sezaryen gerektiğini öğrendiğimizde, ameliyat olacağım için bütün gün ağlamış olsam da, Büşra’lar o gün bizimle olabileceği için bir yandan da rahatlamıştım.

Çekimler iki günde tamamlandı. Doğumun gerçekleştiği 1 Temmuz sabahında Büşra ve Kaan herkesten önce hastaneye gelip kapıda bizi beklemeye başlamışlardı bile. Hastanede benim odam, bebeklerin odası, koridorlar ve ameliyathane kapısında birçok çekim yaptılar. Doğumdan sonra da birkaç saat kalıp bol bol güzel kareler elde ettikten sonra gittiler. İkinci çekim, doğumdan 17 gün sonra, adaya taşınırken gerçekleşti. Bu sefer yalnızca Kaan ile Bakırköy Deniz Otobüsleri İskelesinde buluştuk, hep birlikte bir deniz taksiye binerek Kınalıada’daki yazlığımıza gittik. Deniz yol boyunca hep uyuduğu için de ben çok rahat ettim. Adadaki evde de çekimler birkaç saat devam etti. Daha sonra Kaan bizlerden ayrıldı ve bizim onlardan haber bekleme sürecimiz başladı.

Yaz düğünlerinin çokluğunun sebep olduğu yoğunluk yüzünden filmimize ancak Kasım ayında kavuşabildik. Ama beklediğimize değdi; Deniz Bebek’in çok güzel bir filmi oldu. Büşra ve Kaan: tekrar tekrar teşekkür ederiz !

(Video için bu adresteki “Deniz Bebek” videosuna, Düğme Film’in internet sitesi için de buraya tıklayabilirsiniz.)